7582 Sayılı Kanun ile Vergi ve Tahsilat Düzenlemeleri (2026) – Tecil, İstisna ve Teşvikler
Giriş ve Arka Plan
7582 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 04.06.2026 tarihli ve 33270 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve vergi mevzuatında çok sayıda kritik değişiklik getirmiştir. Bu Kanun ile özellikle kamu alacaklarının tahsili, gelir ve kurumlar vergisi istisnaları, nitelikli hizmet merkezleri, İstanbul Finans Merkezi uygulamaları ve varlık bildirimi (varlık barışı) alanlarında hem yatırımcıyı hem de vergi idaresini doğrudan etkileyen düzenlemeler yapılmıştır.
Düzenlemenin ana hedefi; Türkiye’ye yurt dışı sermaye ve nitelikli insan kaynağı çekmek, İstanbul’u ve belirli endüstri bölgelerini bölgesel finans ve hizmet üssü haline getirmek, şirketlerin sermaye yapısını güçlendirmek ve aynı zamanda kamu alacaklarının daha yapılandırılabilir bir takvimde tahsilini sağlamaktır. Bu çerçevede tecil süreleri uzatılmış, vergi istisna ve indirimleri genişletilmiş, yeni bir nitelikli hizmet merkezi rejimi oluşturulmuş ve yüksek gelirli yabancı yerleşen gerçek kişiler için 20 yıl süreli özel bir yurtdışı kazanç istisnası ihdas edilmiştir.
7582 sayılı Kanun; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu, Gelir Vergisi Kanunu, 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu, Kurumlar Vergisi Kanunu ve İstanbul Finans Merkezi Kanunu başta olmak üzere birçok temel vergi ve yatırım mevzuatını etkilemektedir. Bu nedenle düzenlemenin etkileri, sadece belirli bir sektöre değil, geniş bir mükellef kitlesine yayılmaktadır.
Düzenlemenin Detayları
Bu bölümde, 7582 sayılı Kanun ile getirilen başlıca değişiklikleri eski–yeni karşılaştırmasına da yer vererek ana başlıklar halinde özetleyelim.
1. Kamu Alacaklarında Tecil Süresinin 72 Aya Çıkarılması
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 48’inci maddesinde yapılan değişiklikle:
- Azami tecil süresi 36 aydan 72 aya yükseltilmiştir.
- Teminatsız tecil edilebilecek borç tutarı 250.000 TL’den 1.000.000 TL’ye çıkarılmıştır.
Böylece idareye, mali durumu bozulan mükelleflerin kamu borçlarını daha uzun vadede ve daha yüksek tutarlarda, teminat yükü nispeten hafifleyerek yapılandırma imkânı verilmiştir. Tecil faizi uygulanmaya devam etmekle birlikte, nakit akışı zayıf olan mükellefler için idari ve hukuki baskının önemli ölçüde azaltılması hedeflenmiştir.
2. Veraset Yoluyla Mal İntikalinde Yüzde 1 Vergi Oranı
7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu’nun 16’ncı maddesine eklenen fıkra ile, Gelir Vergisi Kanunu’na eklenen mükerrer 20/D maddesi kapsamındaki yurtdışı kazanç istisnasından yararlanan kişiler için istisna süresi içinde gerçekleşen veraset yoluyla intikallerde vergi oranı %1 olarak belirlenmiştir.
Normalde veraset ve intikal vergisi oranları dilimlere göre artan şekilde uygulanırken, bu özel grup için son derece düşük bir oranın benimsenmesi, Türkiye’yi yüksek servet sahibi bireyler açısından bir tür varlık planlama üssü haline getirme amacının parçası olarak değerlendirilebilir.
3. Gelir Vergisi Kanunu’nda Yeni Yurtdışı Kazanç İstisnası (Mükerrer 20/D)
Gelir Vergisi Kanunu’na eklenen mükerrer 20/D maddesi ile, Türkiye’de yerleşmiş sayılan gerçek kişilerin, belirli şartları taşımaları halinde Türkiye dışında elde ettikleri kazanç ve iratlar için 20 yıl süreyle gelir vergisi istisnası getirilmektedir.
İstisnanın temel şartları özetle şöyledir:
- Kişi, Türkiye’de yerleşmiş sayılacaktır (GVK m.4 ve m.5 çerçevesinde).
- Türkiye’de yerleşmiş sayılmasından önceki son 3 takvim yılında Türkiye’de ne ikametgahının ne de vergi mükellefiyetinin bulunmaması gerekir.
- Bu şartları sağlayan gerçek kişinin, Türkiye dışında elde ettiği her türlü kazanç ve irat 20 yıl süreyle gelir vergisinden istisna olacaktır.
İstisnaya ilişkin önemli teknik hususlar:
- İstisna edilen yurtdışı kazanç ve iratlar için yıllık beyanname verilmez.
- Diğer gelirler nedeniyle beyanname verilmesi halinde, istisna kapsamındaki bu kazanç ve iratlar beyannameye dahil edilmez.
- İstisna kapsamındaki gelirlerle ilgili gider ve maliyetler, vergiye tabi diğer kazançların tespitinde indirim konusu yapılamaz.
- Yurtdışında ödenen vergiler, Türkiye’de tarh edilen gelir vergisinden mahsuba konu edilemez (zaten istisna olduğundan).
- Şartların sonradan taşınmadığının tespiti halinde (örneğin kişinin son 3 yılda Türkiye’de fiilen mükellefiyetinin bulunduğunun ortaya çıkması gibi), istisna nedeniyle tahakkuk ettirilmeyen vergiler vergi ziyaına uğramış sayılır ve ilgili cezalar uygulanır.
Bu düzenleme ile, özellikle yüksek gelirli yabancı veya yurtdışında uzun yıllar yaşamış Türk vatandaşlarının Türkiye’ye yerleşmeye teşvik edildiği; Türkiye’yi bir “family office” ve ikamet merkezi haline getirme çabasının mevzuat boyutu güçlendirildiği görülmektedir.
4. Diplomat ve Benzeri Ücret İstisnalarında Değişiklik (GVK m.17)
Gelir Vergisi Kanunu’nun 17’nci maddesinde yer alan bazı ücret istisnalarında, istisna tutarlarının ve sürelerin hesaplanma yöntemi revize edilmiştir.
- Maddede yer alan istisna tutarına ilişkin ifade, “tutarının iki katı” şeklinde değiştirilmiş; böylece referans alınan ödemeye göre istisna tutarı daha esnek hale getirilmiştir.
- Aynı maddede yer alan ve özellikle yurt dışı görev sürelerine ilişkin “üç”, “dört”, “altı”, “yedi” ve “on iki” şeklindeki süre ibareleri; sırasıyla “iki”, “üç”, “dört”, “beş” ve “altı” olarak değiştirilmiştir. Böylece bazı istisnalardan yararlanma süreleri kısaltılırken, sistemin daha hedefli hale getirilmesi amaçlanmaktadır.
5. Nitelikli Hizmet Personeline Ücret İstisnası (GVK m.23’e ek bent)
Gelir Vergisi Kanunu’nun 23’üncü maddesine eklenen bent ile, Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu’nda tanımlanan nitelikli hizmet merkezlerinde istihdam edilen nitelikli hizmet personelinin ücretlerinin belirli bir kısmı gelir vergisinden istisna edilmiştir.
Düzenlemenin çerçevesi şu şekildedir:
- Bu merkezlerde çalışan nitelikli personelin ücretlerinin, brüt asgari ücretin üç katını aşmayan kısmı gelir vergisinden istisna edilecektir.
- Cumhurbaşkanınca uygun görülen bazı endüstri bölgelerinde ve İstanbul Finans Merkezinde (İFM) katılımcı belgesi alarak faaliyet gösteren nitelikli hizmet merkezlerinde, bu sınır brüt asgari ücretin beş katı olarak uygulanacaktır.
- Cumhurbaşkanı, söz konusu katları birlikte veya ayrı ayrı bir kata kadar indirmeye veya iki katına kadar artırmaya yetkili kılınmıştır.
Böylece nitelikli hizmet merkezleri için Türkiye’nin rekabetçi maaş-vergi dengesi oluşturması; özellikle üst ve orta-üst kademe yabancı veya Türk profesyonellerin Türkiye’de çalışmasının daha cazip hale getirilmesi hedeflenmiştir.
6. Nitelikli Hizmet Merkezi Tanımı (4875 sayılı Kanuna Ek Madde)
4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu’na eklenen madde ile, “nitelikli hizmet merkezi” kavramı ayrıntılı biçimde tanımlanmıştır.
Buna göre nitelikli hizmet merkezi:
- En az üç farklı ülkede aktif olarak faaliyet gösteren ilişkili şirket veya şirketler topluluğuna hizmet sunmak üzere kurulan,
- Yıllık hasılatının en az %80’ini yurtdışındaki bu ilişkili şirketlerden elde eden,
- Sermaye şirketi niteliğinde bir yapılanmadır.
Bu merkezlerin sunabileceği başlıca hizmetler mevzuatta örnekleyici olarak sayılmıştır:
- Finansal danışmanlık
- Stratejik yönetim danışmanlığı
- Risk yönetimi
- Fonlama ve bütçeleme
- Finansal raporlama, uluslararası muhasebe ve uyum
- Denetim
- Dijital dönüşüm
- Hukuk ve benzeri üst düzey yönetim ve destek hizmetleri
Bu tanım sayesinde, hem ücret istisnası hem de kurumlar vergisi indirimleri açısından hangi şirketlerin nitelikli hizmet merkezi sayılacağı, dolayısıyla hangi kazançların teşviklerden yararlanacağı somut biçimde belirlenmiş olmaktadır.
7. Kurumlar Vergisi ve Diğer Önemli Teşvikler (Özet)
7582 sayılı Kanun ile getirilen, soruda kısmen özetlenen ancak doğrudan metinde yer almayan diğer önemli vergisel düzenlemeler de kısaca hatırlanmalıdır:
- Varlık barışı: Yurt dışında veya yurt içinde olup kayıtlarda yer almayan varlıkların (para, altın, döviz, menkul kıymet vb.), belirli finansal araçlarda tutulma süresine göre %0–%5 oranlarında vergilendirilerek Türkiye’ye getirilmesine imkân tanınmıştır.
- Üretim ve zirai kazançlara indirimli kurumlar vergisi: Sanayi sicil belgesine sahip ve fiilen üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumlar ile zirai üretim yapan kurumların münhasıran bu faaliyetlerden doğan kazançlarına kurumlar vergisi oranı %12,5 olarak belirlenmiştir.
- Transit ticaret ve yurt dışında gerçekleşen mal alım satımı: Bu faaliyetlerden elde edilen kazançlara sağlanan teşviklerin kapsamı genişletilmiş, faaliyet gösterilen bölgelere göre indirim oranı artırılmıştır.
- İstanbul Finans Merkezi: Finansal hizmet ihracatı kazançlarına uygulanan %100 kurumlar vergisi indirimi 2047 yılına kadar uzatılmış; İFM katılımcı finansal kuruluşlarının finansal faaliyet harçlarından muafiyet süresi 20 yıla çıkarılmıştır.
- Teknogirişim ve çalışan hisse senedi istisnası: Teknogirişim niteliğindeki şirketlerce çalışanlara verilen pay senetlerinde gelir vergisi istisnası sınırı, yıllık brüt ücretin iki katına yükseltilmiş; payların tam istisna ile elden çıkarılması için gerekli elde tutma süresi 6 yıla indirilmiş; elde tutma süresine göre vergileme sistemi yeniden yapılandırılmıştır.

Uygulamada Nasıl İşleniyor?
Teorik düzenlemelerin sahaya yansıması açısından, başlıca değişikliklerin muhasebe ve beyan süreçlerinde nasıl ele alınacağı önemlidir. Bu bölümde kısa adımlar hâlinde süreci ele alalım.
1. Kamu Alacaklarında Tecil Başvurusu ve Kayıtlar
Adım adım süreç şu şekildedir:
- Mükellefin başvurusu: Mükellef, vergi dairesine 6183/48 kapsamında tecil talep dilekçesi verir. Borç türü, tutarı, talep edilen taksit sayısı (72 aya kadar) belirtilir.
- Mali durum analizi: Vergi dairesi; bilanço, gelir tablosu, nakit akış, banka ekstreleri gibi belgeler üzerinden mükellefin ödeme güçlüğünü ve tecil edilebilirlik durumunu değerlendirir.
- Teminat tespiti: Toplam borç, teminatsız tecil sınırı olan 1.000.000 TL’yi aşmıyorsa teminat aranmayabilir; aşması halinde ipotek, banka teminat mektubu vb. teminatlar talep edilebilir.
- Tecil ve taksitlendirme kararı: Vergi dairesi, tecil süresini (örneğin 60 ay) ve taksit planını belirleyerek tecil kararını mükellefe tebliğ eder. Tecil faizi oranı ilgili dönemde yürürlükte olan orana göre hesaplanır.
- Muhasebe kaydı: Mükellef, tecil edilen vergi borçlarını kendi bilançosunda kısa/uzun vadeli yükümlülükler içinde sınıflandırır; tecil faizi giderlerini ise dönemsel olarak finansman gideri olarak kaydeder.
Örneğin; 900.000 TL’lik bir vergi borcunun 60 ay tecil edilmesi hâlinde, tecil tutarı teminatsız sınırın altında olduğundan ek teminat aranmadan taksitlendirilebilecektir. Muhasebe açısından, 900.000 TL’lik borcun vadesine göre kısa ve uzun vadeli ayrımı yapılacak; tecil faizi ise her dönemde tahakkuk ettikçe giderleştirilecektir.
2. Yurtdışı Kazanç İstisnasının Uygulaması (Mükerrer 20/D)
Uygulama adımları:
- Şartların tespiti: Mükellef, Türkiye’ye yerleştiği tarih itibarıyla, son 3 takvim yılında Türkiye’de ikametgahının ve vergi mükellefiyetinin bulunmadığını belgelemelidir (ikamet izinleri, vergi kayıtları, yurtdışı mukimlik belgeleri vb.).
- İstisna kapsamındaki gelirlerin belirlenmesi: Faiz, temettü, kira, serbest meslek kazancı, ticari kazanç vb. Türkiye dışında elde edilen ve Türkiye’de yerleşik olduktan sonra da devam eden tüm gelirler istisna kapsamına alınır.
- Beyanname verme yükümlülüğü: Sadece yurtdışı gelirleri varsa, bu gelirler için Türkiye’de yıllık beyanname verilmez. Türkiye’de elde edilen kira, ücret, ticari kazanç gibi gelirler varsa, yıllık beyannamede sadece bu gelirler beyan edilir; yurtdışı istisna gelirler beyannamenin hiçbir satırında yer almaz.
- Gider ve maliyetlerin ayrıştırılması: İstisna kapsamındaki gelirlerle ilgili giderler (örneğin yurtdışındaki portföy yönetim komisyonu) Türkiye’deki vergiye tabi gelirler için gider olarak dikkate alınamaz. Dolayısıyla muhasebe ve gelir tespiti sırasında bu giderlerin ayrıştırılması gerekir.
- İdarenin kontrolü: Vergi idaresi, bilgi değişim anlaşmaları ve otomatik bilgi paylaşımı yoluyla yurtdışı gelirleri izleyebilir. Şartların gerçekte sağlanmadığının tespiti halinde sonradan vergileme ve vergi ziyaı cezası söz konusu olacaktır.
3. Nitelikli Hizmet Personeli Ücret İstisnasının Uygulanması
Bu istisna hem bordro hesaplamalarında hem de muhtasar beyannamede dikkate alınacaktır.
- Nitelikli hizmet merkezi tespiti: Çalışan, 4875 sayılı Kanun kapsamındaki nitelikli hizmet merkezi statüsüne sahip bir şirkette istihdam edilmiş olmalıdır.
- Personelin niteliklerinin belirlenmesi: İlgili personelin eğitim, deneyim, görev tanımı vb. kriterleri mevzuattaki tanıma uygun olmalı (yüksek nitelikli uzman, yönetici vb.).
- Aylık brüt ücretin belirlenmesi: Çalışanın brüt ücreti tespit edilir. Dönemin brüt asgari ücreti esas alınarak üç veya beş kat sınırı hesaplanır.
- İstisna tutarının hesaplanması: Brüt asgari ücretin 3 veya 5 katına kadar olan kısmı istisna; bu sınırı aşan kısım ise normal ücret geliri olarak vergilendirilir.
- Bordro ve muhtasar beyanname: Bordroda istisna kısmı ayrı izlenir; muhtasar beyanname ekinde istisna edilen ücret tutarı, gerekirse satır bazında gösterilir. SGK uygulamasında ise ayrıca değerlendirme gerekebileceğinden, sosyal güvenlik mevzuatı açısından da kontrol edilmelidir.
Örnek Senaryo
Aşağıda bir işletme ve bir gerçek kişi üzerinden iki ayrı senaryo ile düzenlemelerin pratik etkisini gösterelim.
Senaryo 1 – Tecil, Nitelikli Hizmet Personeli ve Kurumlar Vergisi
Varsayımlar:
- ABC Danışmanlık A.Ş., 2026 yılında 4875 sayılı Kanun kapsamında nitelikli hizmet merkezi statüsü almıştır ve yıllık hasılatının %85’i yurtdışındaki grup şirketlerine verilen danışmanlık hizmetlerinden oluşmaktadır.
- Şirket, bir endüstri bölgesinde faaliyet göstermekte olup Cumhurbaşkanınca belirlenen listede yer aldığından, nitelikli hizmet personeli için istisna sınırı brüt asgari ücretin 5 katı olarak uygulanmaktadır.
- 2026 yılı için brüt asgari ücretin aylık 30.000 TL olduğu varsayılsın (örnek amaçlı rakam – güncel tutar uygulamada ilgili Resmî Gazete kararına göre dikkate alınacaktır).
- Şirketin nitelikli hizmet personeli statüsündeki çalışanı Bay X’in aylık brüt ücreti 120.000 TL’dir.
- Şirketin 2026 yılında sadece yurtdışına verdiği hizmetlerden elde ettiği kurum kazancı (vergi öncesi) 20.000.000 TL’dir.
- Şirketin önceki dönemlerden kalan ve ödenmemiş 1.200.000 TL tutarında KDV ve gelir/kurumlar stopaj borcu bulunmaktadır; şirket 72 ay tecil talebinde bulunmuştur.
A) Nitelikli Hizmet Personeli Ücret İstisnası Hesabı
Brüt asgari ücret: 30.000 TL (varsayım).
Endüstri bölgesinde faaliyet gösterildiğinden istisna sınırı: 30.000 x 5 = 150.000 TL.
Çalışanın brüt ücreti: 120.000 TL.
Bu durumda:
- 120.000 TL < 150.000 TL olduğundan, ücretin tamamı gelir vergisinden istisna olacaktır.
- Muhtasar beyannamede bu ücret için hesaplanan gelir vergisi sıfır olacaktır.
- Muhtemel damga vergisi ve SGK primleri açısından ise ilgili mevzuat hükümleri ayrıca değerlendirilecektir (GVK istisnası SGK prim istisnası anlamına gelmez).
Eğer aynı personele 180.000 TL brüt ücret ödenseydi:
- İstisna tutarı: 150.000 TL
- Vergiye tabi ücret: 180.000 - 150.000 = 30.000 TL olacaktı.
B) Tecil Uygulaması
Şirketin 1.200.000 TL tutarındaki vergi borcu için 72 ay tecil talebi:
- Teminatsız sınır: 1.000.000 TL.
- 1.200.000 TL > 1.000.000 TL olduğundan, en az 200.000 TL’ye karşılık gelecek kısım için teminat istenebilir.
- Vergi dairesi, şirketin mali durumunu dikkate alarak 72 ay (6 yıl) süreyle taksitlendirme kararı verirse, ana para 1.200.000 / 72 = 16.666,67 TL aylık ana para taksiti şeklinde ödenir.
- Tecil faizi ayrıca, kalan ana para üzerinden aylık olarak hesaplanarak taksitlere yansıtılır. Örneğin tecil faizi oranının yıllık %24 olduğu varsayılsın (örnek oran – fiili oran Hazine ve Maliye Bakanlığı’nca belirlenir). Aylık faiz oranı yaklaşık %2 olacaktır.
- İlk ay faiz: 1.200.000 x 0,02 = 24.000 TL. İlk taksit toplamı yaklaşık 16.666,67 + 24.000 = 40.666,67 TL olacaktır.
Muhasebe kaydı (örnek):
- Vergi borcunun tecili sırasında, borç kalemleri kısa ve uzun vadeli yabancı kaynaklar altında yeniden sınıflandırılır.
- Tecil faizi her ay tahakkuk ettikçe "Finansman Giderleri" hesabına borç, "Ödenecek Diğer Yükümlülükler" hesabına alacak kaydı yapılır.
Senaryo 2 – Yurtdışı Kazanç İstisnası ve Veraset Vergisi Oranı
Varsayımlar:
- Bay Y, 2015–2025 yılları arasında Almanya’da yerleşik olup, Almanya’da işverene bağlı olarak çalışmış ve birikimlerini yurtdışı yatırım fonlarında değerlendirmiştir.
- Bay Y, 1 Ocak 2026 tarihinde Türkiye’ye kesin dönüş yapmış ve Türkiye’de yerleşik sayılmıştır.
- 2023, 2024 ve 2025 takvim yıllarında Türkiye’de ne ikametgahı ne de vergi mükellefiyeti bulunmamaktadır.
- Bay Y’nin 2026 yılında Almanya’daki banka ve yatırım hesaplarından elde ettiği toplam faiz, temettü ve değer artış kazançları 500.000 EUR’dur. Kur basitlik açısından 1 EUR = 35 TL kabul edildiğinde 17.500.000 TL gelir söz konusudur.
- Aynı yıl Türkiye’de bir gayrimenkulden 300.000 TL konut kira geliri elde etmektedir.
A) Yurtdışı Kazançların Vergilendirilmesi
Bay Y, mükerrer 20/D’de aranan son 3 yıl şartını sağladığı için 1 Ocak 2026’dan itibaren 20 yıl boyunca yurtdışından elde ettiği kazanç ve iratlar için gelir vergisi istisnasından yararlanabilecektir.
2026 yılı gelirlerinin vergisel durumu:
- Yurtdışı faiz, temettü ve değer artış kazançları: 17.500.000 TL – Tamamen istisna, Türkiye’de beyan edilmeyecek.
- Türkiye’de elde edilen konut kira geliri: 300.000 TL – Genel hükümlere göre beyan edilecek. İlgili istisna haddini aşan kısım için gelir vergisi hesaplanacak.
Bay Y, yıllık gelir vergisi beyannamesini yalnızca Türkiye’de elde ettiği 300.000 TL kira geliri üzerinden verecek; yurtdışı 17.500.000 TL gelir hiç beyannameye yansımayacaktır.
B) Veraset Yoluyla Mal İntikali ve %1 Vergi Oranı
Varsayalım ki Bay Y, 2030 yılında vefat etmiş ve 2030 yılı hâlen 20 yıllık istisna süresi içerisindedir. Almanya’daki banka ve yatırım hesaplarında 5.000.000 EUR, Türkiye’de ise 10.000.000 TL değerinde gayrimenkul bulunmaktadır.
- Bay Y, mükerrer 20/D istisnasından yararlanan bir mükellef olduğundan, bu istisna süresi içinde gerçekleşen veraset yoluyla intikalde veraset ve intikal vergisi oranı %1 olarak uygulanacaktır.
- Türkiye’de tam mükellef mirasçılar açısından hem Türkiye’deki malvarlığı hem de dünya çapındaki malvarlığı veraset ve intikal vergisi yönünden dikkate alınır. Ancak uluslararası vergi anlaşmaları ve çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları çerçevesinde Almanya’da ödenen vergiler, Türkiye’deki vergiden mahsup konusu olabilir; dosya bazlı değerlendirme gerektirir.
Örnek basit bir hesaplama yapmak gerekirse (kur yine 1 EUR = 35 TL):
- Yurtdışı varlık: 5.000.000 x 35 = 175.000.000 TL
- Türkiye’deki varlık: 10.000.000 TL
- Toplam matrah: 185.000.000 TL varsayılsın.
- %1 oran uygulandığında veraset ve intikal vergisi: 185.000.000 x 0,01 = 1.850.000 TL olacaktır.
Normal sistemde dilimlere göre daha yüksek oranlar uygulanabilecekken, burada tek ve düşük oranlı bir vergi yükü söz konusudur. Bu, yüksek servet sahiplerinin Türkiye’ye yerleşme kararında önemli bir planlama avantajı yaratmaktadır.
Dikkat Edilmesi Gereken Kritik Noktalar
7582 sayılı Kanun’un getirdiği düzenlemeler uygulamada önemli fırsatlar sunduğu kadar, yanlış veya eksik yorumlandığında ciddi riskler de barındırmaktadır. Aşağıda özellikle mali müşavirler ve vergi planlaması yapanlar açısından dikkat edilmesi gereken en az beş kritik noktayı özetliyorum.
- (1) Yurtdışı kazanç istisnasında son 3 yıl şartının belgelenmesi
Mükerrer 20/D kapsamındaki 20 yıllık istisnadan faydalanmak için, mükellefin Türkiye’ye yerleşmeden önceki son 3 takvim yılında Türkiye’de ne ikametgahının ne de vergi mükellefiyetinin bulunmadığının somut belgelerle ispat edilebilir olması gerekir. Oturma izinleri, pasaport giriş-çıkış kayıtları, yurtdışı mukimlik sertifikaları ve Türkiye’deki vergi dairesi yazıları mutlaka dosyada saklanmalıdır. - (2) İstisna gelirle ilgili giderlerin diğer gelirlerden indirilememesi
Yurtdışı istisna kapsamındaki gelirlerin elde edilmesi için katlanılan masraflar (finansal danışmanlık, işlem komisyonları vb.) Türkiye’deki vergiye tabi gelirlerden indirim konusu yapılamaz. Bu nedenle muhasebe sisteminde gelir-gider eşleştirmesi dikkatle yapılmalı, karıştırılmamalıdır. - (3) Nitelikli hizmet merkezi statüsünün kaybı riski
Nitelikli hizmet merkezlerinde yıllık hasılatın en az %80’inin yurtdışındaki ilişkili şirketlerden elde edilmesi şartı bulunuyor. Bu oran aşılamazsa, ilgili yılda hem ücret istisnası hem de kurumlar vergisi indirimleri açısından teşviklerin geri alınması riski ortaya çıkabilir. Buna bağlı olarak gecikme faizi ve vergi ziyaı cezaları gündeme gelebilir. - (4) Tecil edilen borçlar için düzenli ödeme zorunluluğu
72 aya kadar uzatılan tecil süresi cazip görünmekle birlikte, her bir taksidin vadesinde ödenmemesi tecil şartlarının ihlali anlamına gelebilir ve tüm borcun muaccel hale gelmesine yol açabilir. Özellikle nakit akışı dengesiz olan şirketlerde, taksit planının gerçekçi hazırlanması ve cari vergi yükü ile birlikte yönetilmesi gerekir. - (5) Veraset vergisinde %1 oranının kapsamı
%1’lik veraset ve intikal vergisi oranı, yalnızca mükerrer 20/D istisnasından yararlanan mükelleflerin istisna süresi içinde gerçekleşen veraset yoluyla intikallerine uygulanmaktadır. Bu süre dışında veya istisna şartları sağlanmıyorsa, genel veraset vergisi oranları geçerlidir. Bu nedenle miras planlaması yapılırken süreler ve istisna kapsamı dikkatle analiz edilmelidir. - (6) Cumhurbaşkanının oran değiştirme yetkisi
Nitelikli hizmet personeli ücret istisnasında, asgari ücret katsayılarını azaltma veya artırma yetkisinin Cumhurbaşkanında olduğu unutulmamalıdır. Bu yetki kullanıldığında, bordro sistemleri ve sözleşmeler hızla gözden geçirilmeli; istisna tutarları yeni karara göre revize edilmelidir. - (7) Varlık barışında bildirim ve sürelere uyum
Yeni varlık barışı düzenlemesinde, bildirilen varlıkların belirli finansal araçlarda belirli sürelerle tutulması halinde uygulanacak vergi oranları %0–%5 arasında değişmektedir. Sürelere uyulmaması veya varlığın taahhüt edilen şekilde değerlendirilememesi durumunda daha yüksek vergi veya istisna kaybı söz konusu olabilir.
Mali Müşavirler İçin Yapılması Gerekenler
7582 sayılı Kanun sonrasında mali müşavirlerin ve YMM’lerin hem mevcut portföyleri hem de muhtemel yeni müşteriler açısından atması gereken adımlar şu şekilde özetlenebilir:
- Portföy analizi ve sınıflandırma
Müşteri portföyündeki tüm mükellefler; üretim ve zirai faaliyet yapan kurumlar, olası nitelikli hizmet merkezi adayları, yurtdışı yerleşik gerçek kişiler, İFM katılımcıları, teknogirişim şirketleri ve tecil potansiyeli olan borçlular olarak sınıflandırılmalı; her grup için ayrı bir mevzuat uyum planı hazırlanmalıdır. - Yurtdışı kazanç istisnası danışmanlığı
Türkiye’ye yerleşmeyi düşünen veya yeni yerleşmiş yüksek gelirli bireylere; mükerrer 20/D istisnasının kapsamı, şartları, süresi, veraset planlamasına etkisi hakkında ayrıntılı danışmanlık verilmeli; gerekli belgelerden oluşan bir “istisna dosyası” oluşturulmalıdır. - Nitelikli hizmet merkezi kurulumu ve yapılandırması
Çok uluslu şirket gruplarıyla çalışan müşteriler için, nitelikli hizmet merkezi statüsüne uygun şirket kurgusu (sermaye yapısı, hizmet sözleşmeleri, ilişkili şirket ağı, fiyatlandırma, hasılatın %80 yurtdışı şartı) yapılmalı; transfer fiyatlandırması raporları buna göre güncellenmelidir. - Bordro ve ERP sistemlerinin güncellenmesi
Ücret istisnaları, istisna sınırları ve Cumhurbaşkanı yetkisi çerçevesindeki muhtemel değişiklikler göz önüne alınarak; bordro programları, ERP sistemleri ve muhasebe yazılımları 7582 sayılı Kanun’a uyumlu hale getirilmelidir. Özellikle nitelikli hizmet merkezlerindeki çalışanlar için ayrı bordro kodları tanımlanması yerinde olacaktır. - Tecilli borçlar için nakit akış planlaması
Müşterilerin tecil edilmiş kamu borçları için uzun vadeli nakit akış projeksiyonları hazırlanmalı; cari vergi yükü, SGK primleri, finansman giderleri ve yatırım planları ile uyumlu bir geri ödeme takvimi oluşturulmalıdır. Olası gecikmelerin tecilin bozulmasına yol açmaması için erken uyarı sistemi kurulması önerilir. - İFM ve varlık barışı fırsatlarının izlenmesi
İstanbul Finans Merkezi’ne taşınma veya burada yeni şirket kurma potansiyeli taşıyan finansal kurumlar için kurumlar vergisi indirimi, harç muafiyetleri ve ücret istisnaları detaylı şekilde çalışılmalı; varlık barışı düzenlemesi ile birlikte bütüncül bir sermaye yeniden yapılandırma stratejisi geliştirilmelidir. - Dokümantasyon ve iç kontrol
Tüm istisna ve teşvik uygulamalarında, ileride yapılabilecek vergi incelemelerine karşı güçlü bir dokümantasyon (sözleşmeler, mukimlik belgeleri, hizmet raporları, transfer fiyatlandırması çalışmaları, tecil kararları vb.) tutulmalı; şirket içi kontrol süreçleri bu yeni teşvikleri dikkate alacak şekilde güncellenmelidir.
Sık Sorulan Sorular
Soru 1: Yurtdışı kazanç istisnasından (mükerrer 20/D) yararlanan bir kişi, Türkiye’de şirket ortağı olup kâr payı alırsa ne olur?
Cevap: Mükerrer 20/D kapsamındaki istisna yalnızca Türkiye dışında elde edilen kazanç ve iratlara yöneliktir. Türkiye’de tam mükellef bir şirketten elde edilen kâr payı gelirleri, genel hükümler çerçevesinde gelir vergisine tabidir (GVK m.22). Dolayısıyla bu kâr payları istisna kapsamında değildir ve beyan edilmesi gerekiyorsa beyannameye dahil edilmelidir.
Soru 2: Nitelikli hizmet merkezi olabilmek için mutlaka İFM’de mi olmak gerekiyor?
Cevap: Hayır. Nitelikli hizmet merkezi tanımı 4875 sayılı Kanun’a eklenen madde ile getirilmiş olup, genel olarak en az üç ülkede faaliyet gösteren ilişkili şirketlere ve hasılatının %80’ini yurtdışı ilişkili şirketlerden elde eden sermaye şirketlerini kapsar. İFM, bu merkezler için ek teşviklerin (örneğin ücret istisnasında 5 kat sınırı, kurumlar vergisi indirimi, harç muafiyetleri) sunulduğu özel bir bölgedir. Yani nitelikli hizmet merkezi olmak için İFM şart değildir; ancak İFM’de olmak teşvikleri güçlendirir.
Soru 3: 72 ay tecil imkânı tüm vergi borçları için geçerli midir?
Cevap: 6183 sayılı Kanun’un 48’inci maddesi kapsamındaki tecil uygulaması, amme alacakları için geçerlidir. Hangi alacak türlerinin tecil edilebileceği, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın düzenlemeleri ve tahsilat politikaları çerçevesinde belirlenir. Bazı borçlar için önceki yapılandırma kanunlarında özel hükümler öngörülmüş olabilir. Dolayısıyla her borç türü için tecil talebinde bulunulabilir, ancak idare bu talebi mali durum, borcun mahiyeti ve mevzuata göre değerlendirecektir.
Soru 4: Teknogirişim şirketlerinin çalışanlarına verdiği pay senetleri için yeni istisna ne sağlar?
Cevap: 7582 sayılı Kanun ile teknogirişim niteliğindeki şirketlerce çalışanlara verilen paylarda gelir vergisi istisnası sınırı yıllık brüt ücretin iki katına yükseltilmiş; payların tamamen vergiden istisna olarak elden çıkarılması için gerekli elde tutma süresi 6 yıla indirilmiştir. Ayrıca elde tutma süresine göre kademeli vergileme sistemi getirilmiştir. Bu sayede start-up ve teknogirişimlerde çalışanlara verilen hisse opsiyonları daha cazip ve vergi açısından öngörülebilir hale gelmiştir.
Soru 5: Mükerrer 20/D istisnasından yararlanan bir kişinin istisna süresi içinde Türkiye’den ayrılması, istisnayı etkiler mi?
Cevap: Kanun, istisnanın şartlarını esasen Türkiye’ye yerleşmeden önceki dönem üzerinden tanımlamaktadır. İstisna süresi başladıktan sonra kişinin tekrar yurtdışına taşınması, Türkiye’de tam mükellefiyetinin devam edip etmemesine göre değerlendirilir. Eğer Türkiye’de yerleşiklik sona ererse, zaten Türkiye mukimi olmayan bir kişinin sadece Türkiye’de elde ettiği kazançlar vergilendirileceğinden, yurtdışı kazançların istisnası pratikte anlamını yitirebilir. Ancak kişinin hukuki statüsünün (tam/dar mükellefiyet) değişimi, 20 yıllık sürenin işleyişi ve veraset vergisindeki %1 oran uygulaması özel olarak incelenmeli; her somut olayda ayrı değerlendirme yapılmalıdır.
Sonuç ve Değerlendirme
7582 sayılı Kanun, Türkiye’nin vergi ve yatırım ortamında yapısal nitelikte sayılabilecek değişiklikler getirmiştir. Tecil süresinin 72 aya çıkarılması ve teminatsız sınırın 1.000.000 TL’ye yükseltilmesi, özellikle pandemi sonrası borç yükü artan işletmeler için önemli bir nefes alma imkânı sunmaktadır.
Diğer taraftan, mükerrer 20/D ile getirilen 20 yıllık yurtdışı kazanç istisnası ve buna bağlı %1 veraset vergisi oranı, Türkiye’yi yüksek servet sahipleri ve mobil iş gücü için bölgesel bir çekim merkezi haline getirebilecek potansiyele sahiptir. Nitelikli hizmet merkezi rejimi, İstanbul Finans Merkezi ve belirli endüstri bölgeleriyle birlikte düşünüldüğünde, Türkiye’nin hizmet ihracatı ve merkez üssü rolünü güçlendirmeyi amaçlayan bütüncül bir stratejinin vergi ayağını oluşturmaktadır.
Mali müşavirler, YMM’ler ve vergi planlaması yapan şirketler açısından bu düzenlemeler, hem yeni fırsatlar hem de yeni uyum yükümlülükleri anlamına gelmektedir. Özellikle istisna ve teşviklerin şartlarının dikkatle takip edilmesi, dokümantasyonun eksiksiz tutulması ve müşterilerin orta-uzun vadeli stratejilerinin bu yeni çerçeveye göre gözden geçirilmesi gerekmektedir.
Yasal Dayanaklar
- 7582 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun – 04.06.2026 tarih ve 33270 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
- 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun – Özellikle 48’inci maddede tecil süresi ve teminatsız tecil tutarına ilişkin değişiklikler.
- 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu – 16’ncı maddeye eklenen fıkra ile mükerrer 20/D istisnasından yararlananlara yönelik %1 oran uygulaması.
- Gelir Vergisi Kanunu – Mükerrer 20/D (yurtdışı kazanç istisnası), 17’nci madde (diplomat ve benzeri ücret istisnaları), 23’üncü maddeye ek bent (nitelikli hizmet personeli ücret istisnası) değişiklikleri.
- 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu – Nitelikli hizmet merkezi tanımını içeren ek madde.
- Kurumlar Vergisi Kanunu – Üretim ve zirai faaliyet kazançlarında indirimli kurumlar vergisi oranları, transit ticaret ve yurtdışı mal alım satımı kazançları için indirimler, İFM’deki kurumlar vergisi teşvikleri.
- İstanbul Finans Merkezi Kanunu ve ilgili ikincil mevzuat – Finansal hizmet ihracatı kazançlarına ilişkin %100 kurumlar vergisi indirimi süresinin 2047’ye uzatılması ve harç muafiyetleri.