Gemi Geri Dönüşüm Tesislerinin Yetkilendirilmesi Hakkında Yönetmelik (2026) – Vergi ve Muhasebe Açısından Yeni Yükümlülükler
Giriş ve Arka Plan
22 Haziran 2026 tarihli ve 33288 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Gemi Geri Dönüşüm Tesislerinin Yetkilendirilmesi Hakkında Yönetmelik, Türkiye’de gemi geri dönüşüm faaliyeti yürüten tesislerin yetkilendirilmesi, faaliyet esasları ve ihlallere uygulanacak idari yaptırımları ayrıntılı biçimde düzenlemektedir.
Yönetmeliğin amacı, 7/3/2017 tarihli ve 6931 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan 2009 Gemilerin Emniyetli ve Çevreye Duyarlı Geri Dönüşümü Hakkında Hong Kong Uluslararası Sözleşmesine (Hong Kong Sözleşmesi, HKC) uyumu sağlamak; çevre, iş sağlığı ve güvenliği ile deniz kirliliği risklerini asgariye indiren bir geri dönüşüm altyapısı kurulmasını temin etmektir. Bu çerçevede gemi geri dönüşüm tesislerinin teknik, organizasyonel ve belge yönünden taşıması gereken şartlar, denetim esasları, yetki belgesi rejimi ve ihlallerde uygulanacak yaptırımlar bütüncül bir sistem içinde ele alınmıştır.
Gemi geri dönüşüm sektörü, hurda çelik ve diğer metal girdiler üzerinden önemli bir katma değer yaratmakta, aynı zamanda dış ticaret ve istihdam üzerinde etkili olmaktadır. Bu Yönetmelik doğrudan bir vergi düzenlemesi olmamakla birlikte; yetkilendirme, faaliyet izni, durdurma ve yaptırım mekanizmaları nedeniyle, tesislerin faaliyet sürekliliği, belge düzeni, yatırım planlaması, amortisman politikaları ve risk karşılıkları üzerinde dolaylı fakat güçlü etkiler doğurmaktadır. Mali müşavirlerin bu düzenlemeyi yalnızca çevre ve denizcilik mevzuatı gözüyle değil, vergi planlaması, muhasebe ve finansal raporlama perspektifiyle de yakından takip etmesi gerekmektedir.
Düzenlemenin Detayları
Yönetmelik, temel olarak tesisin yetkilendirilmesi, faaliyet koşulları, denetim mekanizması ve ihlallerde uygulanacak yaptırımlar etrafında şekillenmektedir. Amaç ve kapsam hükümleri ile dayanak maddeleri, düzenlemenin hangi tesisleri kapsadığını ve hangi üst normlara dayandığını açıkça ortaya koymaktadır.
(1) Amaç hükmü (Madde 1 – Amaç)
Yönetmeliğin amacı; Türkiye’de faaliyet gösteren gemi geri dönüşüm tesislerinin, 6931 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan 2009 Hong Kong Uluslararası Sözleşmesi kapsamında yetkilendirilmesine ve çalışmalarına ilişkin usul ve esasları belirlemektir. Ayrıca gemilerin bu tesislerde geri dönüştürülmesi sürecinde Sözleşme hükümlerine, çevre mevzuatına ve ilgili teknik standartlara aykırı davranılması hâlinde uygulanacak yaptırımların çerçevesi de bu Yönetmelik ile çizilmektedir.
Bu yönüyle düzenleme, yalnızca bir “izin/ruhsat” metni değil; aynı zamanda tesislerin operasyonel süreç tasarımını, iş akışlarını ve iç kontrol mekanizmalarını yeniden şekillendiren çerçeve bir düzenlemedir. Sözleşme hükümleri, AB gemi geri dönüşüm mevzuatı ve rehberler ile birlikte değerlendirildiğinde; iş sağlığı ve güvenliği, tehlikeli atık yönetimi, çevresel izleme, yangın ve patlama risklerinin yönetimi gibi alanlarda ciddi standart artışı getirmektedir.
(2) Kapsam (Madde 2 – Kapsam)
Yönetmelik; Türkiye’de faaliyet gösteren gemi geri dönüşüm tesislerine uygulanır. Bu, fiilen gemi söküm faaliyetinde bulunan ve hurda gemileri işleyerek ikincil hammadde üreten tüm özel hukuk tüzel kişiliklerini kapsar. Özellikle Aliağa bölgesindeki tesisler başta olmak üzere, ileride farklı bölgelerde kurulabilecek yeni gemi geri dönüşüm tesisleri de bu Yönetmelik kapsamında yetkilendirilmek zorundadır.
Bununla birlikte, Yönetmeliğin 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında; Sözleşme kapsamı dışında kalan gemilerin geri dönüşümünü yapan kamu kurum ve kuruluşları tarafından işletilen tesislere Yönetmeliğin uygulanmayacağı belirtilmiştir; ancak bu istisna, “açıkça belirtilmediği müddetçe” geçerlidir. Dolayısıyla bazı kamu tesisleri için başka düzenleyici işlemlerle bu Yönetmelik hükümlerinin tümü veya bir kısmı uygulanabilir hâle getirilebilecektir. Mali açıdan bakıldığında, özel sektör gemi geri dönüşüm tesisleri ile bazı kamu tesislerinin farklı hukuki rejimlere tabi olması; maliyet yapısı, yatırım iştahı ve rekabet koşulları üzerinde farklılaştırıcı etki yaratabilir.
(3) Dayanak (Madde 3 – Dayanak)
Yönetmelik; denizcilik, çevre ve kıyı alanlarını düzenleyen bir dizi temel mevzuata dayandırılmıştır:
- 618 sayılı Limanlar Kanunu (14/4/1341 tarihli): Limanlarda yapılacak faaliyetler, can ve mal emniyeti, çevre ve liman düzenine ilişkin temel çerçeveyi sağlar.
- 2872 sayılı Çevre Kanunu (9/8/1983): Atık yönetimi, çevre kirliliğinin önlenmesi, çevre izin ve lisans süreçleri için genel dayanak rolü görür.
- 3621 sayılı Kıyı Kanunu (4/4/1990): Kıyı alanlarında yapılaşma ve kullanım esaslarını belirler.
- 6931 sayılı Kanun: 2009 Hong Kong Sözleşmesi’nin onaylanmasının uygun bulunduğuna ilişkin Kanun olup, Sözleşme hükümlerinin iç hukuka yansıtılmasında ana kaynaktır.
- 655 sayılı KHK ve 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin denizcilik ve çevreyle ilgili maddeleri: Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının görev, yetki ve sorumluluklarını düzenler.
Bu dayanak yapısı, Yönetmelik hükümlerinin ihlali hâlinde yalnızca Yönetmelik içi yaptırımların değil; Çevre Kanunu ve Limanlar Kanunu çerçevesinde sektörel idari para cezaları, faaliyetin durdurulması ve diğer tedbirlerin de devreye girebileceği anlamına gelir. Mali müşavirler açısından bu, ihlal risklerinin şarta bağlı gider, karşılık, çevresel yükümlülük ve olası zarar olarak finansal tablolara yansıtılmasını gündeme getirmektedir.
(4) Temel kavramlar (Madde 4 – Tanımlar)
Madde 4, Yönetmelikte sıkça kullanılacak teknik terim ve kurumları tanımlamaktadır. Uygulamada vergi ve muhasebe açısından önemli olan bazı tanımlar şunlardır:
- Bakanlık: Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı.
- Genel Müdürlük: Tersaneler ve Kıyı Yapıları Genel Müdürlüğü (TKYGM).
- Hak lehtarlığı: Tesisin bulunduğu taşınmazın kullanım hakkının aidiyetini gösteren ve bunu kullanma izni, irtifak hakkı, kira, tapu, işletme hakkı devri, geçici veya kesin devir, ön izin gibi sözleşmelerle ispatlayan belge. Bu tanım, kiralama, irtifak ve benzeri hakların TMS 16, TMS 38 ve TFRS 16 kapsamında varlık ve yükümlülük olarak muhasebeleştirilmesi açısından kritik öneme sahiptir.
- İTDK (İnceleme, Tespit ve Denetim Komisyonu): Tesislerin inceleme ve denetim süreçlerini yürüten komisyon. Denetim sonuçları yetki belgesinin verilmesi, yenilenmesi veya iptali üzerinde belirleyici olmaktadır.
- SRFP (Gemi Geri Dönüşüm Tesis Planı) ve SRP (Gemi Geri Dönüşüm Planı): Geminin ve tesisin geri dönüşüm sürecine ilişkin teknik ve organizasyonel planlar. Bu planlar, gemi bazlı işin kapsamını, kullanılacak alanları, personel ve ekipman planlamasını ortaya koyduğundan maliyet muhasebesi, iş emri, proje muhasebesi açısından referans doküman niteliğindedir.
- Veri tabanı programı: Gemi geri dönüşüm tesislerine ve gemi geri dönüşümü yapılan gemilere ilişkin bilgilerin girildiği, Genel Müdürlükçe hazırlanan program. Bu program üzerinden girilen veriler; denetim, performans izleme ve istatistikler için kullanılmakta, aynı zamanda belge düzeni ve saklama yükümlülüğü açısından da önem taşımaktadır.
- Yetkilendirilmiş / tanınmış kuruluş: Gemiler İçin Yetkilendirilmiş Kuruluşlar Yönetmeliği çerçevesinde Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığınca yetkilendirilen kuruluşlar. Bu kuruluşlardan alınan uygunluk raporları ve sertifikalar, hem yatırım maliyeti hem de aktifleştirilecek harcama tutarları açısından muhasebede önemli kalemlerdir.
(5) Yetki belgesi sistemi ve süre
Yönetmeliğe göre; Bakanlık ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından Yönetmelik hükümlerine uygunluğu tespit edilen tesise, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığınca beş yıla kadar geçerli gemi geri dönüşüm yetki belgesi düzenlenmektedir. Bu belge:
- Tesisin hukuken gemi geri dönüşüm faaliyeti yapabilmesinin ön koşuludur.
- Belgenin süresi, birçok durumda amortisman süresi, kiralama süresi, finansman ve sigorta sözleşmelerinin vadesi ile ilişkilendirilecektir.
- Belgenin askıya alınması veya iptali, tesiste faaliyetin geçici ya da sürekli durmasına yol açarak, gelir kaybı, stok değer düşüklüğü, tazminat riskleri gibi sonuçlar doğurabilir.

Düzenlemenin Detayları: Eski – Yeni Karşılaştırma ve Kapsam
Bu Yönetmelikten önce gemi geri dönüşüm tesisleri; ağırlıklı olarak çevre izin ve lisansları, atık yönetimi düzenlemeleri, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı, Limanlar Kanunu uygulamaları ve belediye/yerel idare düzenlemeleri altında faaliyet göstermekteydi. Hong Kong Sözleşmesi’nin 26 Haziran 2025 itibarıyla yürürlüğe girmesiyle birlikte, gemi geri dönüşüm tesislerinin uluslararası bir çerçeveye uygun olarak yetkilendirilmesi zorunluluk hâlini aldı.
Eski durumda:
- Gemi geri dönüşümüne özgü, tesise özgü yetki belgesi sistemi bu kadar detaylı kurgulanmış değildi.
- Hong Kong Sözleşmesi ve AB Gemi Geri Dönüşüm Mevzuatı ile birebir uyum, daha çok gönüllü sertifikasyon ve piyasa baskısıyla sağlanıyordu.
- SRFP ve SRP gibi planların ulusal düzeyde tanımı ve zorunlu tutulması net değildi; bu tür planlar daha çok uluslararası klas kuruluşlarının süreçlerinde yer alıyordu.
Yeni Yönetmelikle birlikte:
- Gemi geri dönüşüm tesisleri için beş yıla kadar geçerli yetki belgesi esası getirilmiş, bu belgenin verilişi, yenilenmesi, askıya alınması ve iptali için ayrıntılı koşullar tanımlanmıştır.
- Hong Kong Sözleşmesi hükümleri, AB rehberleri ve ulusal rehberler birlikte referans alınarak teknik ve organizasyonel standartlar belirlenmiştir.
- Veri tabanı programı üzerinden tesis ve gemi bazlı kayıt tutulması zorunluluğu getirilmiş; bu da elektronik kayıt, veri saklama ve raporlama yükümlülüklerini artırmıştır.
- İhlaller için yalnızca Çevre Kanunu’na atıf yerine, Yönetmelik içinde de yaptırım mekanizmaları öngörülmüş; bu, aynı zamanda çevre idari para cezaları, faaliyetin durdurulması, yetkinin askıya alınması ve iptali gibi sonuçları beraberinde getirebilecektir.
Uygulamada Nasıl İşleniyor? Süreç ve Muhasebe Kayıtları
Yönetmelik, doğrudan bir vergi veya muhasebe standardı ortaya koymaz; ancak getirdiği yetkilendirme ve denetim çerçevesi, gemi geri dönüşüm tesislerinin finansal yapılarını ve muhasebe süreçlerini doğrudan etkiler. Aşağıda hem idari süreç hem de temel muhasebe boyutu adım adım ele alınmaktadır.
(1) Tesisin hukuki zemin ve hak lehtarlığının oluşturulması
Bir gemi geri dönüşüm tesisi için öncelikle tesisin kurulacağı alan üzerinde hak lehtarlığının ispatı gerekir. Bu hak; tapu, irtifak, kullanım izni, işletme hakkı devri, kira veya benzeri bir sözleşme ile tesis sahibine tanınmış olmalıdır. Bu aşamadaki sözleşmeler:
- Uzun süreli kira / kullanım hakkı ise TFRS 16 kapsamında “kullanım hakkı varlığı” ve “kiralama yükümlülüğü” olarak kayda alınır.
- İrtifak hakkı veya işletme hakkı devri gibi durumlarda, belirli süre için elde edilen bu hak, maddi olmayan duran varlık olarak aktifleştirilebilir; amortisman süresi çoğu zaman yetki belgesi süresi ve sözleşme süresi ile uyumlu olacak şekilde belirlenir (vergisel açıdan VUK hükümleri de dikkate alınır).
(2) Tesis organizasyonu ve yerleşim planı, SRFP ve yatırımlar
Yönetmelik, “tesis organizasyonu ve yerleşim planı” ile SRFP’nin hazırlanmasını öngörmektedir. Bu planlar çerçevesinde; gemilerin karaya çekileceği alanlar, tehlikeli atık depoları, kesim sahaları, stok alanları, laboratuvarlar, atıksu ve hava emisyon kontrol üniteleri, yangın güvenlik sistemleri ve benzeri tüm fiziki yatırımlar yapılır.
Muhasebe açısından bu aşamada:
- Arsa dışında yapılan tüm inşaat, inşai tesis ve makine-teçhizat harcamaları, maddi duran varlıklar hesabına (örneğin 252, 253, 255 vb. gruplarda) aktifleştirilir.
- Hong Kong Sözleşmesi ve AB mevzuatı gereği alınan sertifikalar, eğitim harcamaları ve danışmanlık giderleri; sağladıkları faydanın süresine göre ilgili dönemde gider yazılabilir veya maddi olmayan duran varlık kapsamında aktifleştirilebilir.
- Yetki belgesi alınmadan önce yapılan ve doğrudan tesisin bu yetki kapsamında çalışmasına yönelik harcamalar, genellikle yatırım dönemi sermaye harcamaları olarak değerlendirilir.
(3) Yetki belgesi başvurusu ve idari süreç
Tesis, Yönetmelikte belirtilen teknik, çevresel ve organizasyonel şartları sağladığını gösteren belgelerle Bakanlığa başvurur. Başvuru sürecinde:
- Tesis organizasyon şeması, iş sağlığı ve güvenliği prosedürleri, atık yönetim planları, acil durum planları, SRFP gibi dokümanlar hazırlanır.
- Yetkilendirilmiş veya tanınmış kuruluşlardan alınan teknik uygunluk raporları, ölçüm ve analiz sonuçları, test sertifikaları temin edilir.
- İTDK tarafından yerinde inceleme ve tespitler yapılır; eksiklikler için süre verilir ve nihai uygunluk sonrasında beş yıla kadar geçerli yetki belgesi düzenlenir.
Bu süreçte ödenen harç ve benzeri idari bedeller, genel olarak doğrudan gider (örneğin 770 Genel Yönetim Giderleri) olarak muhasebeleştirilir. Ancak tesisin ilk kuruluş döneminde ve önemli tutarlarda olması hâlinde, vergi mevzuatına aykırı olmayacak şekilde belirli bir döneme yayılmış gider politikası değerlendirilmelidir.
(4) Gemi bazında SRP hazırlanması ve iş emri süreci
Her bir gemi için Gemi Geri Dönüşüm Planı (SRP) hazırlanır. SRP, geminin tonajı, yapım yılı, üzerinde bulunan tehlikeli maddeler, söküm sırası, tahmini süre, kullanılacak ekipman ve personel planı gibi unsurları içerir. Uygulamada bu plan, proje / iş emri mantığıyla ele alınabilir.
Muhasebe açısından:
- Her gemi için ayrı bir maliyet merkezi veya proje kodu açılması, hurda satışlarından elde edilecek gelir ve ilgili maliyetlerin gemi bazında izlenmesini sağlar.
- Özellikle stok değer düşüklüğü, enkaz tahmini, tehlikeli atık bertaraf maliyetleri gibi kalemler SRP’ye dayanılarak hesaplanabilir.
(5) Denetimler, veri tabanı programı ve raporlama
Genel Müdürlükçe hazırlanan veri tabanı programı üzerinden, tesisler ve geri dönüştürülen gemilere ilişkin belirlenmiş bilgilerin girilmesi zorunludur. Bu sistemde yer alan veriler, Bakanlık denetimleri, istatistikler ve uluslararası raporlama yükümlülükleri açısından kritik öneme sahiptir.
Mali müşavir için bu program; fiili faaliyet ile muhasebe kayıtları arasında bir mutabakat ve kontrol aracı olarak kullanılmalıdır. Örneğin:
- Veri tabanında yer alan gemi tonajları, söküm miktarları ve hurda çıkışları ile stok ve satış kayıtları karşılaştırılmalıdır.
- Tehlikeli atık çıkışları ile bertaraf maliyetleri ve ilgili çevre giderleri arasında tutarlılık aranmalıdır.
Örnek Senaryo: Rakamlı Uygulama Örneği
Aşağıda, Yönetmelik kapsamında yetkilendirilmiş bir gemi geri dönüşüm tesisinin, tek bir hurda gemi üzerinden muhasebe süreci örneklendirilmektedir. Rakamlar tamamen varsayımsal olup, prensibi göstermek amacıyla seçilmiştir.
Senaryo Bilgileri
- Tesis: XYZ Gemi Geri Dönüşüm A.Ş. (Yönetmelik uyarınca 5 yıl süreli yetki belgesine sahip)
- Gemi: 20.000 LDT (Light Displacement Tonnage – hafif deplasman) büyüklüğünde, petrol tankeri
- Gemi satın alma bedeli: 20.000.000 TL (CIF, tüm masraflar dahil)
- Tahmini hurda çelik verimi: 18.000 ton
- Hurda çelik satış fiyatı: ton başına 1.600 TL
- Diğer metal ve ekipman satış geliri: 5.000.000 TL
- Tehlikeli atık bertaraf maliyeti: 2.500.000 TL
- İşçilik, enerji, bakım-onarım vb. doğrudan giderler: 7.000.000 TL
- Genel üretim giderleri payı (tesise düşen): 3.000.000 TL
1) Gemi alımı
Gemi, hurda amaçlı satın alındığından stoklara alınacaktır. Uygulamada bu tür stoklar için ayrı bir hesap (örneğin 153 Hurda Gemi Stokları) kullanılabilir.
Kayıt:
Gemi alındığında:
| 153 Hurda Gemi Stokları | 20.000.000 |
| 102/103/320 (Banka, Satıcılar vb.) | 20.000.000 |
2) Gemi geri dönüşüm planı (SRP) ve maliyet merkezi
Bu gemi için “Proje Kodu: GGD-2026-01” açıldığını varsayalım. Tüm doğrudan ve dolaylı maliyetler bu koda toplanacaktır.
3) Doğrudan giderler ve genel üretim giderleri
Dönem içinde geminin sökümüyle ilgili yapılan harcamalar:
- Tehlikeli atık bertaraf gideri: 2.500.000 TL
- İşçilik, enerji vb.: 7.000.000 TL
- Genel üretim giderleri payı: 3.000.000 TL
Kayıt (özet):
| 710 Direkt İlk Madde ve Malzeme Giderleri | X |
| 720 Direkt İşçilik Giderleri | 7.000.000 |
| 730 Genel Üretim Giderleri | 5.500.000 |
| 100/335 vb. | 12.500.000 |
Daha sonra giderler 151 Yarı Mamuller veya doğrudan ilgili proje maliyet hesabına (örneğin 154 Gemi Geri Dönüşüm Maliyeti – GGD-2026-01) aktarılır.
4) Toplam maliyetin hesaplanması
Toplam maliyet:
- Gemi alış bedeli: 20.000.000 TL
- Tehlikeli atık bertarafı: 2.500.000 TL
- İşçilik, enerji vb.: 7.000.000 TL
- Genel üretim giderleri: 3.000.000 TL
Toplam maliyet = 20.000.000 + 2.500.000 + 7.000.000 + 3.000.000 = 32.500.000 TL
5) Hurda satış gelirleri
Hurda çelik satış geliri:
- 18.000 ton × 1.600 TL/ton = 28.800.000 TL
Diğer metal ve ekipman satış geliri: 5.000.000 TL
Toplam satış geliri = 28.800.000 + 5.000.000 = 33.800.000 TL
Kayıt (özet):
| 100/120 Alıcılar | 33.800.000 |
| 600 Yurtiçi Satışlar | 33.800.000 |
6) Maliyetlerin satılan mamule aktarılması
İlgili projeye ait toplam maliyetin tamamının bu dönemde satılan hurda ve ekipmana ait olduğunu varsayarsak:
| 621 Satılan Mamul Maliyeti | 32.500.000 |
| 154 Gemi Geri Dönüşüm Maliyetleri | 32.500.000 |
7) Vergi öncesi kâr
Bu gemi bazında vergi öncesi kâr:
- Satış gelirleri: 33.800.000 TL
- Satılan mamul maliyeti: 32.500.000 TL
Faaliyet kârı = 33.800.000 – 32.500.000 = 1.300.000 TL
Bu kâr, dönem sonunda kurumlar vergisi matrahına dahil edilecektir. Ancak Yönetmelik kapsamındaki çevresel yükümlülükler, olası cezalar ve yatırımlar nedeniyle ilerleyen dönemlerde ek karşılıklar ve amortismanlar matrahı etkileyecektir.
Dikkat Edilmesi Gereken Kritik Noktalar
Yönetmeliğin vergi ve muhasebe boyutunda özellikle dikkat edilmesi gereken en az beş kritik konu aşağıda özetlenmiştir.
- 1) Yetki belgesi süresi ile amortisman ve sözleşme sürelerinin uyumu
Tesisin gemi geri dönüşüm yetki belgesi en fazla 5 yıl için düzenlenmektedir. Bu süre; tesisin kira sözleşmeleri, irtifak ve kullanım hakları, finansal kiralama sözleşmeleri ve büyük bakım-onarım planları ile uyumlu olmalıdır. Amortisman sürelerinin belirlenmesinde sadece vergi mevzuatına göre azami süreler değil, aynı zamanda yetki belgesinin yenilenmeme riski de göz önüne alınmalıdır. Örneğin 20 yıl amortismana tabi bir tesis yatırımı yapılırken, 5 yıllık yetki belgesinin her yenilemede ciddi ek yatırım gerektirmesi ihtimali varsa, TMS/TFRS çerçevesinde değer düşüklüğü testleri yapılması gerekebilir. - 2) İhlal ve yaptırımlar için çevresel karşılıkların ayrılması
Yönetmelik hükümlerine aykırılık durumunda, Çevre Kanunu ve ilgili mevzuat çerçevesinde idari para cezaları, faaliyetin durdurulması ve ilave çevresel yatırımlar söz konusu olabilir. TMS 37 ve vergi mevzuatı çerçevesinde; gerçekleşme ihtimali yüksek ve tutarı makul ölçüde tahmin edilebilir çevresel yükümlülükler için karşılık ayrılması gerekebilir. Örneğin denetimlerde tespit edilen eksikliğin giderilmemesi hâlinde uygulanacak belirli tutarda ceza için, karar verildiği tarihte karşılık kaydı yapılması gündeme gelebilir. - 3) Veri tabanı programı ile muhasebe kayıtlarının tutarlılığı
Genel Müdürlük veri tabanına girilen gemi ve tesis bilgilerinin, şirketin stok, satış ve maliyet kayıtları ile uyumlu olması zorunludur. Aksi hâlde denetimlerde “kayıtdışı satış”, “yanlış beyan”, “atık yönetiminde ihlal” gibi ciddi iddialarla karşılaşılabilir. Bu nedenle mali müşavirler, veri tabanına girilen tonaj, gemi sayısı ve söküm süresi gibi bilgileri periyodik olarak muhasebe kayıtlarıyla mutabık hale getirmelidir. - 4) Tehlikeli atık bertaraf maliyetlerinin doğru sınıflandırılması
Gemi geri dönüşüm faaliyetinin önemli bir kısmını tehlikeli atıkların çıkarılması, depolanması, nakli ve bertarafı oluşturmaktadır. Bu giderler, doğrudan üretimle ilgili olduğundan genellikle üretim maliyeti içinde değerlendirilmelidir. Ancak bazı durumlarda; geçmiş dönem faaliyetlerinden kaynaklanan kirliliğin giderilmesi için yapılan harcamalar, “önemli çevresel yatırım / rehabilitasyon” niteliği taşıyabilir ve ayrı hesaplarda izlenmesi gerekebilir. - 5) Hak lehtarlığına ilişkin sözleşmelerin muhasebeleştirilmesi
Yönetmelikte geçen “hak lehtarlığı” kavramı, tesisin bulunduğu taşınmaz üzerindeki hakların kira, irtifak, kullanım izni veya işletme hakkı gibi sözleşmelerle tesis edilmesini ifade eder. Bu sözleşmelerin muhasebeleştirilmesi; TFRS 16, TMS 38 ve vergi mevzuatı açısından dikkatle ele alınmalıdır. Örneğin 29 yıllık bir irtifak hakkı için ödenen bedel, peşin kira gibi değerlendirilip dönemselleştirileceği gibi; ayrı bir maddi olmayan duran varlık olarak aktifleştirilip amortismana tabi tutulması da söz konusu olabilir. Burada hukukî niteliği ile vergi idaresinin yaklaşımı uyumlu değerlendirilmelidir.
Mali Müşavirler İçin Yapılması Gerekenler
Gemi geri dönüşüm sektöründe faaliyet gösteren müşterileri bulunan mali müşavirler, bu Yönetmelik sonrasında aşağıdaki aksiyonları planlamalıdır:
- 1) Müvekkilin yetki belgesi durumunu ve süresini kontrol edin
Tesisin gemi geri dönüşüm yetki belgesinin başlangıç ve bitiş tarihlerini, varsa askıya alma veya iptal risklerini kayıt altına alın. Belgenin süresi ile kira sözleşmeleri, kredi vadeleri, amortisman planı ve yatırım projeleri arasındaki uyumsuzluk risklerine ilişkin müvekkili yazılı olarak uyarın. - 2) Tesis organizasyon planı, SRFP ve SRP’leri muhasebe süreçlerine entegre edin
SRFP ve SRP’ler sadece teknik dokümanlar değil, maliyet muhasebesi ve proje kârlılığı analizinde temel referans olmalıdır. Gemi bazlı proje kodları açın, maliyet akışını bu kodlar üzerinden takip ederek, gerekirse maliyet sapmalarını yönetime raporlayın. - 3) Çevresel yükümlülükler için karşılık ve açıklama politikası oluşturun
Denetim raporları, tespit edilen eksiklikler ve olası yaptırımları inceleyerek, TMS/TFRS kapsamında karşılık ayrılması gereken durumları belirleyin. Yüksek tutarlı, olası çevresel yaptırımlar için finansal tablolarda açıklama notları hazırlayın. - 4) Veri tabanı programı – muhasebe entegrasyonunu sağlayın
Mümkünse, Genel Müdürlük veri tabanı programına girilen bilgiler ile şirketin ERP/muhasebe sistemi arasında periyodik mutabakat yapılmasını sağlayın. Özellikle yılsonlarında, veri tabanındaki toplam söküm tonajı ve hurda satış miktarlarının stok hareketleri ile uyumlu olmasına özen gösterin. - 5) Denetim ve yaptırım risklerinin sözleşmelere yansımasını analiz edin
Tesisin gemi sahipleri ile yaptığı sözleşmelerde; denetim kaynaklı gecikme, faaliyetin durdurulması veya yetkinin askıya alınması gibi hallerde tarafların sorumluluk ve tazmin yükümlülüklerini inceleyin. Bu tür sözleşmesel riskler için gerektiğinde şarta bağlı borç açıklamaları yapın. - 6) Yatırım teşvikleri ve çevre yatırımları için vergi avantajlarını gözden geçirin
Çevre, atık yönetimi ve enerji verimliliği yatırımlarının bir kısmı yatırım teşvikleri, vergi indirimi veya hızlandırılmış amortisman kapsamında değerlendirilebilir. Yönetmeliğin zorunlu tuttuğu çevresel yatırımlar ile gönüllü “yeşil dönüşüm” yatırımlarını ayırın; her biri için olası vergi avantajlarını analiz edin.
Sık Sorulan Sorular
Soru 1: Gemi Geri Dönüşüm Tesislerinin Yetkilendirilmesi Hakkında Yönetmelik doğrudan yeni bir vergi veya harç getirdi mi?
Cevap: Yönetmelik, doğrudan yeni bir vergi türü veya harç oranı getirmemektedir. Ancak yetki belgesi başvurusu, yenilemesi, denetimler ve çevresel izin süreçlerinde çeşitli harç, ücret ve maliyetler doğabilecektir. Bu tutarlar, ilgili idari düzenlemeler ve tarifelerle belirlenecek; muhasebede çoğunlukla gider olarak kaydedilecektir. Ayrıca, Yönetmeliğe aykırılık hâlinde Çevre Kanunu ve diğer mevzuat uyarınca idari para cezaları söz konusu olabilir; bunlar da vergi mevzuatı hükümleri çerçevesinde gider yazılıp yazılamayacağı yönünden ayrıca değerlendirilmelidir.
Soru 2: Yetki belgesinin iptali veya askıya alınması hâlinde bugüne kadar yapılmış tesis yatırımları için amortisman durumu ne olur?
Cevap: Yetki belgesinin iptali veya uzun süreli askıya alınması, tesisin kullanılabilirliğini önemli ölçüde azaltan bir durumdur. TMS/TFRS kapsamında bu, ilgili varlıkların değer düşüklüğü testine tabi tutulmasını gerektirebilir. Vergi mevzuatı açısından amortisman ayrılmaya devam edilip edilemeyeceği, tesisin ileride yeniden faaliyete geçip geçemeyeceğine, başka amaçla kullanılıp kullanılamayacağına ve idarenin yaklaşımına göre değerlendirilmelidir. Yönetmelik doğrudan amortismanla ilgili hüküm içermediğinden, genel vergi ve muhasebe ilkeleri çerçevesinde yorum yapılacaktır.
Soru 3: Tehlikeli atık bertaraf maliyetleri hangi durumda doğrudan gider, hangi durumda yatırım (aktifleştirme) sayılabilir?
Cevap: Normal faaliyet sırasında, gemi söküm sürecinin doğal bir parçası olarak ortaya çıkan tehlikeli atıkların bertaraf maliyetleri genellikle üretim maliyeti kapsamında değerlendirilir ve stok/mamul maliyetine yansıtılır. Ancak geçmiş dönemlerdeki birikmiş kirliliğin temizlenmesi için yapılan büyük çaplı, gelecekteki faaliyetleri mümkün kılan rehabilitasyon yatırımları, bazı durumlarda maddi duran varlık veya özel maliyet bedeli niteliği taşıyabilir. Bu ayrım, harcamanın sürekliliği, niteliği ve gelecekte sağlayacağı faydanın sürekliliği dikkate alınarak yapılmalıdır.
Soru 4: SRFP ve SRP gibi teknik planlar, vergi incelemelerinde dikkate alınır mı?
Cevap: Evet. Özellikle gemi bazında maliyet ve gelir analizinin söz konusu olduğu bu sektörde, vergi incelemelerinde fiili faaliyet ile muhasebe kayıtlarının uyumu sorgulanırken, teknik planlar ve veri tabanı kayıtları da delil olarak değerlendirilebilir. Örneğin SRP’de öngörülen hurda çelik miktarı ile fiili satışların ciddi farklılık göstermesi hâlinde, bu durum kayıt dışı satış veya stok hata/ihmali şüphesi doğurabilir. Mali müşavirlerin bu nedenle teknik plan ve raporları da anlaması, en azından temel parametreleri takip etmesi önemlidir.
Soru 5: Kamuya ait gemi geri dönüşüm tesisleri bu Yönetmeliğin dışında ise, bu durum rekabet ve vergi açısından nasıl yorumlanabilir?
Cevap: Yönetmelik, Sözleşme kapsamı dışında kalan gemilerin geri dönüşümünü yapan bazı kamu tesislerini istisna tutmaktadır. Bu tesisler farklı mevzuatlara tabi olabileceğinden, çevre yatırımı zorunlulukları, denetim sıklığı ve idari yaptırımlar açısından özel sektör tesislerine göre daha farklı koşullara sahip olabilir. Dolaylı olarak bu, maliyet yapısında ve rekabet koşullarında farklılık doğurabilir. Ancak vergi mevzuatı açısından her mükellef, kendi hukuki statüsüne göre (kamu iktisadi teşebbüsü, özel şirket, iktisadi işletme vb.) değerlendirilmektedir. Bu nedenle rekabet hukuku ve devlet yardımları boyutu ayrı bir analiz gerektirir.
Sonuç ve Değerlendirme
Gemi Geri Dönüşüm Tesislerinin Yetkilendirilmesi Hakkında Yönetmelik, Türkiye’nin Hong Kong Uluslararası Sözleşmesi’ne uyumunu sağlayan ve gemi geri dönüşüm sektörünü uluslararası standartlara yaklaştıran kapsamlı bir çerçeve düzenlemedir. Gemi geri dönüşüm faaliyetlerinin çevresel ve iş sağlığı risklerini azaltırken, sektörde kayıt dışılığın önlenmesi, izlenebilirliğin artması ve teknik standartların yükselmesi beklenmektedir.
Mali açıdan bakıldığında, Yönetmelik doğrudan vergi yükümlülüğü getirmese de; yetki belgesi sistemi, veri tabanı kayıt zorunluluğu, sıkı denetim mekanizmaları ve olası yaptırımlar aracılığıyla tesislerin faaliyet sürekliliği, yatırım kararları, amortisman politikaları ve risk yönetimi üzerinde önemli etkiler yaratmaktadır. Mali müşavirler, bu düzenlemeyi müvekkillerinin sadece hukuki uyum problemi olarak değil, aynı zamanda finansal sürdürülebilirlik ve vergi planlaması konusu olarak ele almalıdır.
Önümüzdeki dönemde Yönetmeliğe ilişkin ikincil mevzuat, rehberler ve uygulama genelgeleri ile belirsiz noktaların daha da netleşmesi beklenmektedir. Bu süreçte mali müşavirlerin Resmî Gazete, Bakanlık duyuruları ve meslek örgütlerinin (oda ve birliklerin) bilgilendirmelerini yakından takip etmesi, sektördeki müşterilerine proaktif danışmanlık verilmesi açısından kritik önem taşımaktadır.
Yasal Dayanaklar
Bu makaledeki değerlendirmeler, aşağıdaki başlıca mevzuat ve kaynaklar dikkate alınarak hazırlanmıştır:
- Gemi Geri Dönüşüm Tesislerinin Yetkilendirilmesi Hakkında Yönetmelik – 22.06.2026 tarihli ve 33288 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
- 2009 Gemilerin Emniyetli ve Çevreye Duyarlı Geri Dönüşümü Hakkında Hong Kong Uluslararası Sözleşmesi – 7/3/2017 tarihli ve 6931 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunmuştur.
- 618 sayılı Limanlar Kanunu – Liman ve kıyı tesislerindeki faaliyetlere ilişkin temel kanun.
- 2872 sayılı Çevre Kanunu – Çevre kirliliğinin önlenmesi, atık yönetimi ve çevre izinlerine ilişkin genel çerçeve.
- 3621 sayılı Kıyı Kanunu – Kıyı alanlarında yapılaşma ve kullanım esasları.
- 655 sayılı Ulaştırma ve Altyapı Alanına İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında KHK ve 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi – Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının görev ve yetkilerine ilişkin hükümler.
- Gemiler İçin Yetkilendirilmiş Kuruluşlar Yönetmeliği – Tanınmış ve yetkilendirilmiş kuruluşların tanımı ve görevlerine ilişkin düzenleme.
- AB Gemi Geri Dönüşüm Mevzuatı ve Teknik Rehberler – Yönetmelikte atıf yapılan rehberler ve standartlar bağlamında sektörel referans niteliğindedir.