USD 46,2958 ₺ EUR 53,7042 ₺ GBP 62,2248 ₺ CHF 58,3846 ₺ BIST 100 14.463 TCMB Faiz %50,00
↑↓ gezin esc kapat
Müşavirler Kulübü Gelişmiş Ara

2026/21 sayılı Tebliğ ile binek oto lastiği ithalatında damping soruşturması

Kısa Özet

2026/21 Tebliği ile Çekya, Güney Kore, Sırbistan ve Slovakya menşeli binek oto lastiği ithalatında açılan damping soruşturmasının kapsamı ve uygulaması.

Beyza Demir
20 dk okuma 5 goruntuleme
2026/21 sayılı Tebliğ ile binek oto lastiği ithalatında damping soruşturması

2026/21 Sayılı Tebliğ ile Binek Otomobil Lastiği İthalatında Damping Soruşturması (2026)

Giriş ve Arka Plan

16 Haziran 2026 tarihli ve 33282 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ (No: 2026/21) ile, belirli ülkeler menşeli binek otomobil dış lastikleri ithalatına yönelik bir damping soruşturması açılmıştır. Bu Tebliğ, Türkiye’de yerleşik lastik üreticilerinin artan ithalat baskısı ve buna bağlı zarar iddiaları üzerine gündeme gelmiş, sektörde hem üreticiler hem ithalatçılar açısından önemli hukuki ve mali sonuçlar doğurabilecek bir süreci başlatmıştır.

Soruşturma, yerli üretici Petlas Lastik Sanayi A.Ş. tarafından yapılan ve Kocaeli Lastik Sanayi A.Ş. tarafından aktif olarak desteklenen başvuruya dayanmakta olup, ayrıca Sumitomo Rubber Ako Lastik Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından da desteklenmektedir. Bu firmalar Tebliğ kapsamında “yerli üretim dalı” olarak tanımlanmakta ve yerli üretim dalının ekonomik göstergelerinde ciddi bozulmalar olduğuna ilişkin deliller Bakanlık nezdinde değerlendirilmiştir.

Tebliğ, Çekya (Çek Cumhuriyeti), Güney Kore (Kore Cumhuriyeti), Sırbistan ve Slovakya menşeli belirli GTİP’ler altında sınıflandırılan binek otomobil dış lastiklerine odaklanmakta ve bu ithalatın dampingli olduğu, ayrıca yerli üretim dalına maddi zarar verdiği veya zarar tehdidi oluşturduğu iddiasıyla yürütülecek soruşturmanın usul ve esaslarını belirlemektedir.

Düzenlemenin Detayları

Tebliğin amacı ve kapsamı, MADDE 1’de açıkça belirtilmiştir. Buna göre amaç; belirtilen ülkeler menşeli ve belirli Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonları (GTİP) altında sınıflandırılan binek otomobil dış lastikleri ithalatına yönelik bir damping soruşturması açılması ve bu soruşturmanın usul ve esaslarının belirlenmesidir.

Soruşturma konusu ürün, Tebliğin 4 üncü maddesinde; 4011.10.00.10.00, 4011.10.00.90.11, 4011.10.00.90.12, 4011.10.00.90.13 ve 4011.10.00.90.18 GTİP’leri altında sınıflandırılan “binek otomobil dış lastikleri” olarak tanımlanmıştır. Bu GTİP’ler sadece bilgi amaçlı olup, bağlayıcı nitelikte değildir; ürün tanımı esastır ve Türk Gümrük Tarife Cetveli’nde (TGTC) yapılabilecek pozisyon veya tanım değişiklikleri Tebliğ’in uygulanmasına engel teşkil etmeyecektir.

Tebliğin dayanağını; 14/6/1989 tarihli ve 3577 sayılı İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Kanun, 20/10/1999 tarihli ve 99/13482 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Karar ve 30/10/1999 tarihli ve 23861 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Yönetmelik oluşturmaktadır.

Başvurunun temsil niteliği bakımından, Tebliğin 5 inci maddesinde; Petlas Lastik Sanayi A.Ş. tarafından yapılan ve Kocaeli Lastik Sanayi A.Ş. tarafından aktif olarak desteklenen başvurunun, Yönetmeliğin 18 ve 20 nci maddeleri çerçevesinde yerli üretim dalı adına yapıldığı ve temsil niteliğini haiz olduğu tespit edilmiştir. Bu tespit, soruşturmanın hukuken başlatılabilmesi için temel koşullardan biridir; zira Yönetmelik uyarınca soruşturma, yerli üretim dalını temsil eden üreticilerin başvurusu üzerine açılabilmektedir.

Damping iddiası bakımından Tebliğ, normal değerin tespitinde başvuru konusu ülkelerin geçerli iç piyasa fiyatlarına ulaşılmadığını; bu nedenle Yönetmeliğin 5 inci maddesi uyarınca uygun bir üçüncü ülkeye ihracat fiyatlarının normal değer olarak esas alındığını belirtmektedir. Uluslararası Ticaret Merkezi ve Eurostat verileri kullanılarak belirlenen bu ihraç fiyatlarının, fabrika çıkış aşamasında olduğu kabul edilmiştir. Bu yöntem, uygulamada özellikle güvenilir iç piyasa verisine ulaşılamayan veya piyasanın devlet müdahalesiyle bozulduğu değerlendirilen ülkelerde sıklıkla kullanılan bir yöntemdir.

İhraç fiyatının tespitinde ise, inceleme dönemi olarak 1/1/2025–31/12/2025 dönemi esas alınmış ve yine Uluslararası Ticaret Merkezi ile Eurostat verilerinden yararlanılmıştır. Böylece, normal değer ile Türkiye’ye ihracat fiyatı karşılaştırılarak damping marjı iddiası ortaya konmuştur.

Tebliğde ayrıca, 2023–2025 döneminde söz konusu ülkeler menşeli ürünlerin ithalatının mutlak ve nispi olarak arttığı; ithalatın fiyatlarının yerli üretim dalının fiyatları üzerinde baskı yarattığı ve yerli üretim dalının üretim, satış, kapasite kullanım oranı, kârlılık gibi ekonomik göstergelerinde olumsuz gelişmeler olduğu yönünde tespitlere yer verilmiştir. Bu çerçevede, dampingli olduğu iddia edilen ithalatın yerli üretim dalında maddi zarara yol açtığı veya zarar tehdidi oluşturduğu değerlendirilmiştir.

Yapılan inceleme sonucunda, İthalatta Haksız Rekabeti Değerlendirme Kurulu kararı ile, Çekya, Güney Kore, Sırbistan ve Slovakya menşeli binek otomobil dış lastikleri ithalatına yönelik olarak Yönetmeliğin 20 nci maddesi çerçevesinde bir damping soruşturması açılmasına karar verilmiştir. Tebliğin yayımı ile birlikte soruşturma başlamış kabul edilmektedir; bu husus, benzer tebliğlerde olduğu gibi soruşturmanın açılış tarihi bakımından önem taşır.

İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ (No: 2026/21)

Uygulamada Nasıl İşleniyor?

Tebliğ ile bir damping soruşturması açılmış olup, bu aşamada doğrudan yeni bir vergi veya dampinge karşı kesin önlem tesis edilmemiştir. Ancak soruşturmanın açılması, hem idari süreç hem de ithalatçılar ve yerli üreticiler açısından bir dizi yükümlülüğü ve riskleri beraberinde getirir.

Soruşturma süreci, İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri çerçevesinde Ticaret Bakanlığı İthalat Genel Müdürlüğü Damping ve Sübvansiyon Dairesi tarafından yürütülür. Tebliğde, ilgili tarafların (yurt içi üreticiler, ithalatçılar, ihracatçılar, ilgili ülke temsilcilikleri vb.) soru formlarını nasıl temin edecekleri, hangi süreler içinde cevaplayacakları ve görüşlerini hangi kanallar üzerinden ileteceklerine ilişkin usuller düzenlenmiştir.

Yurt dışında yerleşik firma, kurum ve kuruluşlar; soru formu cevapları ve resmî görüşlerini yazılı olarak ve eklerini elektronik ortamda (CD/USB ile) Bakanlığın posta adresine göndermekle yükümlüdür. Ayrıca, bu cevaplar ve görüşlerin elektronik kopyalarının Bakanlığın EBYS (Elektronik Belge Yönetim Sistemi) kapsamında belirtilen e-posta adresine de gönderilmesi talep edilmektedir. Benzer soruşturmalarda, Tebliğin yayımı tarihinden itibaren genellikle 37 günlük süre tanındığı, başka tebliğlerde açıkça düzenlenmiştir; bu Tebliğde de süreler Yönetmelik’e paralel olarak belirlenmektedir.

Muhasebe ve vergisel açıdan, soruşturma açılması aşamasında nihai veya geçici damping vergisi henüz uygulanmadığından, ithalatçıların gümrük beyanlarında ilave bir vergi kalemi oluşmamaktadır. Ancak soruşturma sonucunda geriye dönük uygulanabilecek önlemler ihtimali bulunduğundan, ithalatçıların mali tablolarında koşullu yükümlülük (contingent liability) değerlendirmesi yapmaları ve risk yönetimi açısından gerekli karşılık politikalarını gözden geçirmeleri önem arz eder.

Çoğu durumda, soruşturma sürecinde geçici önlem tesis edilmesi halinde, gümrük idaresi CIF bedel üzerinden belirli bir oran veya spesifik tutar şeklinde geçici dampinge karşı vergi tahsil eder; soruşturmanın olumlu sonuçlanması durumunda bu tutarlar kesin önleme dönüştürülebilir, aksi halde iade edilir. Bu Tebliğ henüz soruşturma açılış tebliği olduğundan, uygulamada izlenecek vergi alma/iadeye ilişkin detaylar, ileride yayımlanacak geçici/nihai önlem tebliğlerinde netleşecektir.

İthalatçıların, soruşturma sürecinde ilgili ürün ithalatına devam etmeleri mümkündür; ancak:

  • Geriye dönük önlem uygulanma ihtimali,
  • Geçici önlem kararı verilmesi riski,
  • İhracatçıların Bakanlık ile iş birliği derecesine göre firma bazlı farklı oranlarda önlem öngörülme ihtimali

dikkate alınarak sözleşme fiyatlamalarının, tedarik anlaşmalarının ve stok yönetiminin yeniden değerlendirilmesi gerekir.

Örnek Senaryo

Aşağıda, sadece soruşturma sürecini ve olası mali etkileri somutlaştırmak amacıyla, tamamen varsayımsal ve rakamsal bir senaryo üzerinden açıklama yapılmaktadır. Bu rakamlar Tebliğ’de yer alan herhangi bir oran veya tutarı yansıtmaz; uygulama mantığını göstermek içindir.

Senaryo:

XYZ Otomotiv Parça A.Ş., Güney Kore menşeli binek otomobil dış lastiklerini Türkiye’ye ithal eden bir firmadır. Söz konusu lastikler, 4011.10.00.90.12 GTİP’i altında beyan edilmekte ve CIF bedel üzerinden ithal edilmektedir.

2025 yılı içerisinde XYZ A.Ş.;

  • Toplam 10.000 adet lastik ithal etmiştir.
  • Ortalama birim CIF bedeli: 60 ABD Doları.
  • Toplam CIF bedeli: 10.000 x 60 = 600.000 ABD Doları.

2026/21 sayılı Tebliğ yayımlanmış ve soruşturma açılmıştır. İleride (varsayım olarak) yayımlanacak nihai karar ile Güney Kore menşeli bu ürünler için CIF bedelin %20’si oranında dampinge karşı kesin önlem uygulanmasına karar verildiğini varsayalım (bu oran tamamen örnektir, Tebliğ’de böyle bir oran bulunmamaktadır).

1) Dönem içinde ithalat (soruşturma öncesi)

XYZ A.Ş.’nin 2025 yılı ithalatı için gümrük beyannamesinde:

  • Mal bedeli (CIF): 600.000 USD (örneğin 1 USD = 30 TL varsayımıyla 18.000.000 TL)
  • Gümrük vergisi oranı: %0 kabul edelim (örneğin STA veya AB uyumlu tarife).
  • KDV matrahı: 18.000.000 TL (CIF) + (varsa) gümrük vergisi + diğer giderler.
  • KDV oranı: %20 ise, KDV: 18.000.000 x %20 = 3.600.000 TL.

Bu aşamada herhangi bir damping vergisi uygulanmadığından, muhasebe kaydı (özet mantıkla) şu şekilde olabilir:

Malın girişi:

– 153 Ticari Mallar 18.000.000 TL
– 191 İndirilecek KDV 3.600.000 TL
– 102/320 vb. 21.600.000 TL

2) Nihai önlem kararı ve geriye dönük uygulama ihtimali

Varsayalım ki, soruşturma sonucunda Güney Kore menşeli binek otomobil dış lastikleri için CIF bedelin %20’si oranında dampinge karşı kesin önlem uygulanmasına ve bu önlemin belirli bir geriye dönük tarih itibarıyla da uygulanmasına karar verildi. XYZ A.Ş.’nin 2025 yılında ithal ettiği 600.000 USD tutarındaki ithalat, geriye dönük önlem kapsamına girdiğinde;

  • Dampinge karşı vergi: 600.000 USD x %20 = 120.000 USD.
  • Kur 30 TL varsayımıyla: 120.000 x 30 = 3.600.000 TL.

Bu durumda gümrük idaresi, XYZ A.Ş.’den 3.600.000 TL tutarında dampinge karşı vergi talep edebilir. Bu tutar KDV matrahına da dahil edilecekse (uygulamada genellikle ilave vergiler KDV matrahına girer), ek KDV hesaplanacaktır:

  • Ek KDV matrahı: 3.600.000 TL.
  • Ek KDV (%20): 720.000 TL.

Örnek muhasebe kaydı (ilave vergi tahakkuku):

– 760 Pazarlama, Satış ve Dağıtım Giderleri (veya 780 Finansman Giderleri / 689 Diğer Olağandışı Giderler) 3.600.000 TL
– 191 İndirilecek KDV 720.000 TL
– 360 Ödenecek Vergi ve Fonlar (veya 360 alt hesabı – Damping Vergisi) 4.320.000 TL

Böylece, damping vergisi firma için ek bir mali yük oluşturmaktadır. İndirilecek KDV’nin firma açısından yük olmaması, ancak asıl vergi yükünün 3.600.000 TL’lik damping vergisi olması, kârlılığı doğrudan etkileyecektir.

Bu senaryoda, XYZ A.Ş.’nin soruşturma sürecini yakından izlemesi, gerekli savunmalarını yapması ve tedarik zincirini alternatif kaynaklarla çeşitlendirmesi, risk yönetimi açısından kritik olacaktır.

Dikkat Edilmesi Gereken Kritik Noktalar

  • Soruşturmanın sadece belirli GTİP ve ürün tanımına ilişkin olması
    Tebliğde soruşturma konusu ürün açıkça; 4011.10.00.10.00, 4011.10.00.90.11, 4011.10.00.90.12, 4011.10.00.90.13 ve 4011.10.00.90.18 GTİP’leri altında sınıflandırılan “binek otomobil dış lastikleri” olarak tanımlanmıştır. Ancak GTİP’lerin bilgi amaçlı, ürün tanımının ise esas olduğu vurgulanmıştır. Bu nedenle, fiilen binek otomobil dış lastiği olup farklı GTİP’te beyan edilen ürünlerin de kapsam tartışmasına konu olabileceği unutulmamalıdır. İthalatçılar, ürün tanımını ve teknik özellikleri dikkatle incelemeli, yanlış GTİP kullanımından kaçınmalıdır.
  • Yerli üretim dalı kavramı ve temsil niteliği
    Petlas ve Kocaeli Lastik yerli üretim dalını temsil eden firmalar olarak kabul edilmiştir. Bu kabul, soruşturmanın hukuki zeminini güçlendirmekte ve Bakanlığın soruşturma açma kararını meşrulaştırmaktadır. İthalatçıların, sadece tek bir firmanın şikâyeti değil, yerli üretim dalını temsilen yapılan bir başvuru üzerine soruşturma yürütüldüğünü dikkate alarak savunma stratejilerini buna göre kurmaları önemlidir.
  • Normal değerin üçüncü ülke ihracat fiyatları ile tespiti
    Başvuru konusu ülkelerin iç piyasa fiyatlarına ulaşılamaması nedeniyle normal değer, uygun bir üçüncü ülkeye ihracat fiyatları üzerinden belirlenmiştir. Bu yöntem, damping marjının yüksek çıkmasına sebep olabilecek kritik bir teknik tercihtir. İhracatçı firmalar ve ithalatçılar, bu yöntemin seçimine, seçilen üçüncü ülkenin temsil niteliğine, verilerin güncelliğine ve karşılaştırılabilirliğine ilişkin ayrıntılı teknik itirazlar geliştirebilir.
  • İthalatın mutlak ve nispi artışı ile zarar bağlantısı
    Tebliğde, 2023–2025 döneminde söz konusu ülkeler menşeli ithalatın mutlak ve nispi olarak arttığı; bu ithalatın yerli üretim dalının fiyatlarını bastırdığı ve ekonomik göstergelerinde bozulma yarattığı ifade edilmiştir. İthalatçılar açısından, bu artışın piyasa talebindeki genel artıştan mı, yoksa gerçekten dampingli fiyatlardan mı kaynaklandığı hususunda veri odaklı savunmalar geliştirilmesi önem taşır.
  • Geriye dönük uygulama ve mali risk
    Soruşturma açılması, tek başına ilave vergi doğurmaz; ancak geçici veya nihai önlemlerin belirli bir geriye dönük tarih itibarıyla uygulanması mümkündür (Yönetmelik çerçevesinde). Bu nedenle, soruşturma sürecinde yapılan ithalat için ilave vergi riskinin bulunduğu kabul edilmeli, sözleşmelerde “damping vergisi riski”ne ilişkin hükümlere yer verilmesi, fiyatlamalarda bu riskin dikkate alınması ve muhasebede koşullu yükümlülük analizlerinin yapılması gerekir.
  • Soru formu ve sürelerin kritik önemi
    İlgili taraflara gönderilen soru formlarının süresinde ve eksiksiz doldurulması zorunludur. Diğer tebliğlerde olduğu gibi, genellikle Tebliğ yayımından itibaren 37 günlük süre verildiği görülmektedir. Süresinde ve yeterli düzeyde iş birliği yapmayan firmalar için “eldeki en iyi mevcut veriler” (best information available) esas alınarak, genellikle daha yüksek oranlı önlemler uygulanabilmektedir. Bu durum, özellikle ihracatçı firmalar açısından risklidir.
  • İdari iletişim kanallarının doğru kullanılması
    Tebliğde Bakanlığın posta adresi, KEP adresi ve EBYS e-posta adresi belirtilmiş; yurt dışında yerleşik tarafların hem fiziki hem elektronik ortamda bilgi ve belgelerini iletmeleri öngörülmüştür. Eksik veya yanlış adrese gönderim, süre kaybı ve savunma hakkının etkin kullanılamaması sonucunu doğurabilir.

Mali Müşavirler İçin Yapılması Gerekenler

Mali müşavirler ve bağımsız denetçiler, 2026/21 sayılı Tebliğ kapsamındaki soruşturmanın mükellefleri açısından doğurabileceği mali sonuçları proaktif biçimde yönetmelidir. Bu kapsamda öne çıkan aksiyonlar şunlardır:

  • Mükellef portföyünün taranması
    Öncelikle portföyde yer alan mükellefler içinde; Çekya, Güney Kore, Sırbistan ve Slovakya menşeli binek otomobil dış lastiği ithalatı yapan firmalar tespit edilmelidir. Gümrük beyannamesi bazlı raporlarla 4011.10.00.10.00, 4011.10.00.90.11, 4011.10.00.90.12, 4011.10.00.90.13 ve 4011.10.00.90.18 GTİP’leri altında beyan edilen ürünler ayrıştırılmalıdır.
  • Risk analizi ve koşullu yükümlülük değerlendirmesi
    Soruşturma kapsamındaki ithalat hacmi, ithalatın dönemleri, birim fiyatlar ve toplam CIF tutarları dikkate alınarak; olası bir damping vergisi oranı için senaryolar (örneğin %10, %20, %30 gibi) oluşturulmalı ve finansal tablolara etkisi (kârlılık, özkaynak, nakit akışı) analiz edilmelidir. TMS/TFRS veya BOBİ FRS’ye tabi firmalar açısından, koşullu yükümlülük veya karşılık ayrılması gerekip gerekmediği değerlendirilmeli, dipnotlarda uygun açıklamalar planlanmalıdır.
  • Sözleşme ve fiyatlama revizyonları için danışmanlık
    İthalatçılar ile yurt dışındaki tedarikçiler arasındaki sözleşmelerde; damping vergisi kaynaklı ilave maliyetlerin hangi tarafa ait olacağı, fiyat revizyon mekanizmaları, geriye dönük vergi riskleri ve tazmin hükümleri yeniden gözden geçirilmelidir. Mali müşavirler, vergi ve maliyet etkileri bağlamında bu sözleşme değişikliklerine teknik katkı sağlamalıdır.
  • Gümrük müşavirleri ile koordinasyon
    İthalat işlemleri gümrük müşavirleri aracılığıyla yürütüldüğünden, 2026/21 sayılı Tebliğ’in kapsamı, soruşturma süreci ve muhtemel geçici/nihai önlemler konusunda gümrük müşavirleri ile yakın iletişim kurulmalıdır. Özellikle, olası geçici önlem tebliği çıkması halinde ilk andan itibaren gümrük beyannamelerine doğru yansıtma, yanlış beyan riskini azaltacaktır.
  • İç raporlama ve yönetim bilgilendirmesi
    Mali müşavirler, söz konusu riskler hakkında firma yönetimini yazılı raporlarla bilgilendirmeli, bütçe ve iş planlarında bu risklerin dikkate alınması için gerekli uyarıları yapmalıdır. Özellikle yüksek hacimli ithalat yapan firmalarda, bu tür önlemler kârlılığı ve nakit akışını ciddi biçimde etkileyebileceğinden, üst yönetim seviyesinde farkındalık kritiktir.
  • Bağımsız denetim sürecinde özel vurgu
    Bağımsız denetime tabi şirketlerin denetim planlarında bu soruşturma özel risk alanı olarak ele alınmalı, düzeltme ve açıklama gerektirebilecek hususlar (karşılık ayrılmaması, risklerin dipnotlarda açıklanmaması gibi) özellikle test edilmelidir.

Sık Sorulan Sorular

Soru 1: 2026/21 sayılı Tebliğ ile hemen yeni bir vergi mi geldi?

Cevap: Hayır. 2026/21 sayılı Tebliğ, bir damping soruşturması açılış tebliğidir. Bu Tebliğ ile, Çekya, Güney Kore, Sırbistan ve Slovakya menşeli binek otomobil dış lastikleri ithalatına yönelik damping iddiasının incelenmesine karar verilmiş; ancak bu aşamada doğrudan bir dampinge karşı vergi veya ilave mali yükümlülük ihdas edilmemiştir. İlerleyen süreçte, soruşturma sonucuna göre ayrı bir tebliğ ile geçici veya nihai önlem kararı alınabilir.

Soru 2: Hangi ürünler doğrudan soruşturma kapsamındadır?

Cevap: Tebliğe göre soruşturma konusu ürün; Çekya, Güney Kore, Sırbistan ve Slovakya menşeli, 4011.10.00.10.00, 4011.10.00.90.11, 4011.10.00.90.12, 4011.10.00.90.13 ve 4011.10.00.90.18 GTİP’leri altında sınıflandırılan “binek otomobil dış lastikleri”dir. Ancak GTİP’ler sadece bilgi amaçlı olduğundan, ürünün teknik tanımı ve kullanım alanı, kapsamın belirlenmesinde esas alınacaktır. Dolayısıyla, binek otomobilde kullanılan dış lastikler, farklı GTİP’te beyan edilseler dahi kapsam tartışmasına konu olabilir.

Soru 3: İthalat yapmaya devam edebilir miyiz, yoksa beklemeli miyiz?

Cevap: Mevzuat açısından, soruşturma açılması ithalatı yasaklamaz; firmalar ithalata devam edebilir. Ancak, soruşturma sonucunda geçici veya nihai damping vergisi kararı alınması ve bunun geriye dönük uygulanması ihtimali vardır. Bu nedenle, ithalatçılar ticari kararlarını verirken; olası vergi oranları, tedarikçi alternatifi, stok düzeyi ve sözleşmelerde damping vergisi riskine ilişkin hükümler gibi unsurları dikkate almalıdır. Riskten tamamen kaçınmak isteyen firmalar, soruşturma kapsamında olmayan ülkelerden tedarik arayışına gidebilir.

Soru 4: Damping marjı nasıl hesaplanıyor, firmalar buna itiraz edebilir mi?

Cevap: Tebliğde belirtildiği üzere, başvuru konusu ülkelerin geçerli iç piyasa fiyatlarına ulaşılamadığı için normal değer; uygun bir üçüncü ülkeye ihracat fiyatları üzerinden, Uluslararası Ticaret Merkezi ve Eurostat verileri kullanılarak tespit edilmiştir. İhraç fiyatı ise, Türkiye’ye yapılan ihracatın CIF bazlı fiyatlarından hareketle belirlenmiştir. Normal değer ile ihraç fiyatı arasındaki farkın oranı, damping marjını verir. İhracatçı firmalar ve ithalatçılar, soruşturmada taraf olarak yer alarak; kullanılan verilere, seçilen üçüncü ülkeye, ayarlamalara (navlun, sigorta, komisyon vb.) ve hesaplama yöntemine ilişkin ayrıntılı teknik itirazlar ve savunmalar sunabilir.

Soru 5: Muhasebe kayıtlarımızda şu anda ne yapmalıyız?

Cevap: Soruşturma açılış aşamasında, henüz tahakkuk etmiş fiili bir ilave vergi olmadığından doğrudan bir kayıt yapılması gerekmeyebilir. Ancak, özellikle yüksek hacimli ithalat yapan firmalarda; olası bir damping vergisi senaryosu için koşullu yükümlülük analizi yapılmalı, önemli tutarlara ulaşan riskler söz konusu ise finansal tablo dipnotlarında açıklama yapılması değerlendirilmelidir. Geçici veya nihai önlem tebliği yayımlanır ve fiilen vergi tahakkuk ederse, ilgili dönemde gider ve vergi hesapları üzerinden muhasebeleştirme yapılacaktır.

Sonuç ve Değerlendirme

2026/21 sayılı Tebliğ, binek otomobil dış lastikleri pazarında önemli paya sahip ülkelerden yapılan ithalatı mercek altına alarak, yerli lastik sanayini korumaya yönelik güçlü bir adım niteliğindedir. Petlas ve Kocaeli Lastik’in temsil ettiği yerli üretim dalı, 2023–2025 döneminde dampingli olduğu iddia edilen ithalat nedeniyle ciddi zarar gördüğünü ileri sürmekte; Ticaret Bakanlığı da bu iddiaları ciddiyetle incelemeye almış durumdadır.

İthalatçılar açısından ise bu Tebliğ, kısa vadede doğrudan vergi yükü getirmese de, orta vadede önemli mali riskler barındırmaktadır. Olası geçici ve nihai önlemler, özellikle yüksek hacimli ithalat yapan firmalar için milyonlarca liralık ilave vergi yükü anlamına gelebilir. Bu nedenle, firmaların ve mali müşavirlerin süreci yakından takip etmeleri, soruşturma mekanizmasına aktif şekilde katılmaları ve ticari/mali planlamalarını bu çerçevede revize etmeleri büyük önem taşımaktadır.

Son aşamada yayınlanacak nihai karar, hem yerli üreticilerin rekabet koşullarını hem de otomotiv yan sanayinin maliyet yapısını doğrudan etkileyecek; bu nedenle, sektör oyuncularının bu süreci yalnızca hukuki bir zorunluluk olarak değil, aynı zamanda stratejik bir fiyatlandırma ve tedarik yönetimi unsuru olarak görmeleri gerekecektir.

Yasal Dayanaklar

2026/21 sayılı Tebliğin hazırlanması ve uygulanması aşağıdaki mevzuata dayanmaktadır:

  • 3577 sayılı İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Kanun – İthalatta damping ve sübvansiyon uygulamalarına karşı korunma önlemlerinin genel çerçevesini belirler.
  • 20/10/1999 tarihli ve 99/13482 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Karar – Damping ve sübvansiyona karşı önlemlerin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları düzenler.
  • 30/10/1999 tarihli ve 23861 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Yönetmelik – Soruşturma süreçleri, tarafların hak ve yükümlülükleri, süreler ve hesaplama yöntemleri gibi teknik detayları içerir.
  • İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ (No: 2026/21) – Petlas Lastik Sanayi A.Ş. ve Kocaeli Lastik Sanayi A.Ş. tarafından yapılan ve Sumitomo Rubber Ako Lastik Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından desteklenen başvuru üzerine, Çekya, Güney Kore, Sırbistan ve Slovakya menşeli binek otomobil dış lastikleri ithalatına ilişkin damping soruşturmasının açıldığını ilan eden ve soruşturmanın usul ve esaslarını belirleyen düzenleyici işlemdir.

Buna ek olarak, benzer içerikli diğer damping soruşturması tebliğleri (örneğin 2026/1, 2026/2, 2026/7, 2026/16 sayılı tebliğler), uygulamada izlenen yöntem ve süreler açısından kıyaslama ve yorum yapmaya imkan tanımakta; bu yönüyle 2026/21 sayılı Tebliğin de aynı mevzuat sistematiği içerisinde değerlendirilmesi gerekmektedir.

Yorumlar (0)

Yorum yapmak icin giris yapin.
Bu makaleye henuz yorum yapilmamis. Ilk yorumu siz yapin!
Akış Mevzuat
Sinav Giriş