USD 45,9522 ₺ EUR 53,3728 ₺ GBP 61,9096 ₺ CHF 58,3639 ₺ BIST 100 13.966 TCMB Faiz %50,00
↑↓ gezin esc kapat
Müşavirler Kulübü Gelişmiş Ara
Mevzuat Trump’ın gümrük politikası
Resmi Gazete Duyuru

Trump’ın gümrük politikası

07.03.2026 51 görüntülenme

Ekonomist – Bankacı UĞUR GÜNDÜZ

Trump’ın geniş yetkiler kul­landığı IEEPA (Uluslarara­sı Acil Ekonomik Güçler Yasası) tarifeleri, kısa bir süre önce (20 Şubat 2026) ABD Yüksek Mahke­mesi tarafından geçersiz sayıldı. Ancak Trump, "durmak yok" di­yerek hemen 1974 Ticaret Yasa­sı’na (Madde 122) sarıldı ve dün itibarıyla tüm dünyaya yüzde 10 (ve muhtemelen yakında yüzde 15) genel gümrük vergisi uygula­maya başladı.

Bu yasa başkana sadece 150 günlük bir yetki veriyor. Yani Trump, beş ay sonra Kongre’ye gitmek zorunda kalacak. Eğer dünya bu 150 günde "diz çökmez­se", Trump içeride siyasi bir duva­ra toslayabilir.

AB ve Çin: ‘Bekle-gör’den ‘vur-kaç’a

AB, artık “ ufaktan" değil, artık oldukça sert bir planla masada.

● AB’nin silahı: Trump’ın ver­gileri Amerikan şirketlerini (özel­likle teknoloji ve tarım devleri­ni) hedef alan karşı yaptırımlarla yanıt buluyor. Brüksel, 93 milyar avroluk bir ABD ithalat kalemine vergi getirmek için tetiğe basmış durumda.

● Çin ve Rusya ekseni: Bu blok, “kendi dünyasını" yaratıyor. BRICS+ üzerinden dolar dışı tica­ret sistemleri ve ABD’ye alternatif tedarik zincirleri artık bir "tehdit" değil, fiili bir gerçeklik. Çin, ABD pazarından koptuğu her puanı Güneydoğu Asya (Vietnam, En­donezya) ve Küresel Güney üze­rinden telafi etmeye çalışıyor.

‘Büyük Amerika’ mı, ‘yalnız ve küçük Amerika’ mı?

Buradaki temel yanılgı, Trump’ın ABD pazarının vazge­çilmezliğine olan sarsılmaz inan­cı. Evet, ABD devasa bir tüketici pazarı ancak:

● Enflasyon bombası: New York Fed verilerine göre, bu vergi­lerin maliyetinin yüzde 90’ı Ame­rikan halkının cebinden çıkıyor. 2026’da ortalama bir Amerikan ailesinin yıllık gideri bu vergiler yüzünden 1300 dolar arttı.

● Üretim sınırı: Trump her şeyin ABD'de üretilebileceğini sa­nıyor ama "nadir toprak element­lerinden" gelişmiş yarı iletkenle­re kadar dünya birbirine göbekten bağlı. ABD'nin her şeyi tek başına üretmesi on yıllar sürer; o zamana kadar ekonomi stagflasyona (dur­gunluk içinde enflasyon) teslim olabilir.

Özetle, dünya diz çöker mi?

Dünya diz çökmektense "parça­lanmayı" tercih ediyor gibi görü­nüyor. Küreselleşme yerini ‘blok­laşma’ya bırakıyor.

*Senaryo A: Trump, 150 günün sonunda istediği tavizleri alama­yıp iç baskıyla (şirketlerin isyanı, enflasyon) geri adım atacak.

● Senaryo B: Trump geri adım atmayacak ve ABD, yüksek duvar­larla çevrili, kendi kendine yetme­ye çalışan ama küresel liderliğini kaybetmiş "küçük Amerika"sıyla baş başa kalacak.

Şu anki tablo, Trump'ın "tica­ret savaşını kazanmak çok kolay­dır" tezinin, modern tedarik zin­cirlerinin karmaşıklığına çarpıp paramparça olduğunu gösteriyor.

Ancak Venezuela baskını, İran saldırısı gibi hareketler, Trump’ın diğer tehditlerini de somutlaştı­rıyor. Trump adeta dünyayı, ölü­mü gösterip sıtmaya razı etmeye çalışıyor. İlk dönemindeki alaycı bakışlar yerini artık tedirginliğe bıraktı.

Fırsat mı, tehdit mi?

Ülkemiz için bu durum tam bir "iki yanı keskin bıçak" senar­yosu. Trump’ın gümrük duvarla­rını yükseltmesi, Türkiye’yi hem bir "güvenli liman/üretim üssü" haline getirebilir hem de küresel ticaretin yavaşlamasıyla ciddi bir türbülansa sokabilir.

İşte bu devasa satranç tahtasın­da bizim için öne çıkan başlıklar:

1 Fırsat: ‘Çin’in boşluğunu doldurmak’

Trump’ın asıl hedefi Çin. Çin mallarına uygulanan devasa ver­giler (bazı kalemlerde yüzde 60+), ABD’li ithalatçıları alternatif ara­maya zorluyor.

Tedarik zinciri kayması: Türki­ye; coğrafi konumu, gelişmiş sa­nayi altyapısı ve Avrupa ile olan Gümrük Birliği tecrübesiyle "Chi­na + 1" stratejisinin en güçlü aday­larından biri. Özellikle tekstil, otomotiv yan sanayi, beyaz eşya ve kimya sektörlerinde ABD pa­zarında Çin’den boşalan koltuğa oturabiliriz.

Yakınlık: Batı dünyası teda­rik zincirlerini kısaltmak istiyor. Türkiye, hem ABD hem de AB için bu "yakın" ve "yetenekli" üretim merkezi rolüne soyunabilir.

2 Tehdit: ‘Genel tarife’ ve çe­lik/alüminyum savaşları

Trump’ın "herkese yüzde 10-15 vergi" inadı, Türkiye’yi de doğru­dan etkiliyor’

Çelik ve alüminyum: Türki­ye’nin ABD’ye en büyük ihracat kalemlerinden olan bu sektörler, Trump’ın en sevdiği hedefler.

Daha önceki dönemde vergi­lerin iki katına çıkarıldığını gör­müştük; 2026’da bu baskının kalı­cı olması ihracatçımızın kâr mar­jını bitirebilir.

Dolaylı etki: Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı AB. Eğer Trump’ın vergileri Avrupa eko­nomisini resesyona sokarsa (ki şu anki emareler o yönde), Avrupa bizden daha az mal alacaktır. Yani ABD’ye mal satamasak bile, Av­rupa’nın fakirleşmesi bizi dolaylı yoldan vurur.

3 Diplomatik ‘win-win’ den­gesi

Trump, kurumsal diplomasi­den ziyade "kişisel pazarlıkçı" bir lider.

İstisnalar masası: Türkiye, "stratejik ortaklık" veya "bölgesel güvenlik" kartlarını kullanarak bazı sektörler için vergi muafiye­ti koparabilir. Trump’ın "bana ne vereceksin?" sorusuna (örneğin daha fazla Amerikan enerji/LNG ithalatı veya savunma sanayi iş­birliği), Türkiye akılcı yanıtlar ve­rirse bu krizden kârlı çıkabilir.

4 Finansal riskler ve ‘Doların gücü’

Trump’ın korumacı politikaları genellikle doları güçlendirir.

Sermaye kaçışı: Güçlü dolar ve yüksek ABD faizleri, Türkiye gibi gelişmekte olan piyasalardan ser­maye çıkışını tetikleyebilir.

Maliyet enflasyonu: Dolar de­ğer kazandıkça, Türkiye’nin ener­ji ve hammadde ithalat maliyeti artar. Bu da içeride enflasyonla mücadeleyi zorlaştırır.

Ne yapmalıyız?

Türkiye için formül şu: "Çin de­ğiliz ama Batı’nın parçasıyız" me­sajını ekonomik olarak somutlaş­tırmak.

Eğer Türkiye, ABD’ye giden ürünlerdeki "yerlilik" oranını kanıtlayabilir ve Çin mallarının "arka kapıdan giriş noktası" (re-export) olmadığını tescil ettirir­se, bu ticaret savaşından pazar payını artırarak çıkabilir. Ancak Trump’ın öngörülemezliği, her sabah yeni bir vergi kararname­siyle uyanma riskini hep masada tutuyor.

Bu süreçte bir karar vermek zo­runda kalabiliriz. Türkiye, Batı bloğuna (AB/ABD) daha mı yak­laşmalı, yoksa Çin-Rusya ekse­nindeki "yeni dünya" düzeninde mi yerini sağlamlaştırmalı?

Akış Mevzuat
Sinav Giriş