USD 46,2765 ₺ EUR 53,7123 ₺ GBP 62,2498 ₺ CHF 58,4663 ₺ Gram Altın 6.442,93 ₺ Çeyrek 10.778,34 ₺ Yarım 21.556,67 ₺ Tam 42.981,50 ₺ Cumhuriyet 44.321,00 ₺ BIST 100 14.446 TCMB Faiz %50,00
↑↓ gezin esc kapat
Müşavirler Kulübü Gelişmiş Ara

Vergi borçlarına düşük faizli 72 aya kadar tecil imkanı (Tahsilat GT B-20, 2026)

Kısa Özet

Tahsilat Genel Tebliği (Seri:B Sıra No:20) ile vergi borçlarına %29 faizle 72 aya kadar tecil, taksit, teminat ve başvuru şartlarının detaylı analizi.

Emre Sahin
25 dk okuma 8 goruntuleme
Vergi borçlarına düşük faizli 72 aya kadar tecil imkanı (Tahsilat GT B-20, 2026)

Tahsilat Genel Tebliği (Seri:B Sıra No:20) ile Vergi Borçlarına Düşük Faizli 72 Aya Kadar Tecil İmkanı (2026)

Giriş ve Arka Plan

Tahsilat Genel Tebliği (Seri:B Sıra No:20), 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesi çerçevesinde, vergi dairelerince takip edilen belirli kamu alacaklarının daha düşük tecil faizi ile taksitlendirilerek ödenmesine imkân sağlayan geçici nitelikte bir düzenlemedir. Bu Tebliğ ile ekonomik koşulların kamu alacaklısı idare ve borçlular üzerinde yarattığı baskının hafifletilmesi, ödeme gücü zayıflayan mükelleflerin üretim ve istihdamdan kopmadan yükümlülüklerini yerine getirebilmeleri hedeflenmektedir.

Genel tecil hükümleri uyarınca uygulanmakta olan tecil faizi oranı (örneğin önceki Tebliğ ve Bakanlık kararları döneminde %39 düzeyi) dikkate alındığında, Seri:B Sıra No:20 ile getirilen yıllık %29 tecil faizi oranı, hem işletmeler hem de gerçek kişiler açısından belirgin bir maliyet avantajı sağlamaktadır. Özellikle finansman maliyetlerinin yüksek seyrettiği, krediye erişimin zorlaştığı bir dönemde, kamu borçlarının görece düşük faizle uzun vadeye yayılarak ödenebilmesi, nakit akış yönetimi ve işletme sermayesi planlaması bakımından kritik bir avantaj sunmaktadır.

Tebliğ, daha önceki B serisi Tahsilat Genel Tebliğleri (Seri:B Sıra No:18, 19 vb.) ile idari para cezalarına ve belirli özel düzenlemelere ilişki farklı konuları düzenleyen yaklaşımın bir devamı niteliğinde olup, bu kez odak noktasına vergi dairelerince takip edilen amme alacaklarının tecilini yerleştirmiştir.

Düzenlemenin Detayları

Seri:B Sıra No:20 sayılı Tahsilat Genel Tebliği; kapsam, borç türleri, başvuru süresi, taksit yapısı, faiz oranı, teminat ve ihlal hükümleri gibi çok sayıda teknik unsuru içerir. Aşağıda bu unsurlar ana hatlarıyla ve uygulamaya dönük bakış açısıyla ele alınmaktadır.

1) Hukuki Dayanak ve Amaç

Tebliğ; 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesinde düzenlenen tecil ve taksitlendirme müessesesine dayanmakta olup, bu madde Hazine ve Maliye Bakanlığına, amme alacaklarını borçlunun mali durumu ve ödeme gücünü dikkate alarak belirli şartlarla tecil etme yetkisi tanımaktadır. Tebliğin amacı; belirlenen tarihler itibarıyla vadesi gelmiş ve ödenmemiş bazı amme alacaklarının, cari tecil faizinden düşük bir faiz oranı ile, belirli koşullarla azami 72 aya kadar taksitlendirilerek ödenebilmesini sağlamaktır.

2) Kapsama Giren Borçlar

Düzenleme, Hazine ve Maliye Bakanlığına bağlı vergi dairelerince takip edilen ve:

  • 5 Haziran 2026 tarihi itibarıyla (bu tarih dâhil) vadesi gelmiş,
  • Tebliğin yayımlandığı tarih olan 16 Haziran 2026’ya kadar ödenmemiş,
  • Vergi dairelerince takip edilen amme alacaklarını

kapsamaktadır. Dolayısıyla, bu tarihlerden sonra vadesi gelen borçlar veya henüz vadesi gelmemiş borçlar Tebliğ kapsamına girmemektedir. Ayrıca, vergi tahsil dairesi dışında takip edilen (örneğin sosyal güvenlik prim borçları gibi) alacaklar Tebliğ kapsamında değildir; bunlar kendi özel kanunlarına tabi kalmaya devam etmektedir.

3) Kapsam Dışı Borçlar

Tebliğ, bazı borç türlerini açıkça kapsam dışında bırakmaktadır. Buna göre:

  • Özel Tüketim Vergisi (ÖTV),
  • 2026 yılı gelir vergisine mahsuben hesaplanan geçici vergi,
  • 2026 yılı kurumlar vergisine mahsuben hesaplanan geçici vergi,
  • Bu vergilere bağlı vergi ziyaı cezaları, gecikme faizi, gecikme zammı ve beyanname damga vergileri

düzenleme kapsamı dışındadır. Bu ayrım uygulamada oldukça kritiktir; zira mükellefin borç dökümü yapılırken, hangi kalemlerin Tebliğ kapsamında düşük faizli tecile konu olabileceği, hangilerinin genel hükümlere tabi kalacağı doğru sınıflandırılmalıdır. Mali müşavirlik pratiğinde en sık hata yapılan noktalardan biri, geçici vergiler ve bunlara ilişkin fer’iler ile ÖTV borçlarının bu tür geçici tecil düzenlemelerine dâhil olduğu varsayımıdır; Tebliğ, bu alanı açıkça dışarıda bırakmaktadır.

4) Başvuru Süresi ve Şekli

Mükelleflerin Tebliğ ile getirilen imkândan yararlanabilmeleri için 31 Ağustos 2026 (dâhil) tarihine kadar başvuru yapmaları gerekmektedir. Bu tarih, Tebliğde açıkça son başvuru tarihi olarak belirlenmiştir.

Başvurular aşağıdaki kanallar üzerinden yapılabilecektir:

  • Gelir İdaresi Başkanlığı internet vergi dairesi ve Dijital Vergi Dairesi uygulaması,
  • e-Devlet kapısı üzerinden ilgili GİB hizmetleri,
  • Doğrudan ilgili vergi dairesine başvuru (elden),
  • Posta yoluyla başvuru,
  • Başka vergi daireleri aracılığıyla başvuru (başvuruyu alan vergi dairesinin ilgili vergi dairesine intikali şartıyla).

Önemli bir kural olarak, mükellefin birden fazla vergi dairesine borcu varsa, her vergi dairesi için ayrı ayrı başvuru yapılmalıdır. Ayrıca Tebliğ, tecil talebinin ilgili vergi dairesindeki tüm vergi borçlarını kapsaması gerektiğini öngörmektedir. Başka bir ifadeyle, mükellef aynı vergi dairesindeki borçlarından sadece bir kısmını seçip bu düzenleme kapsamına alamaz; bu durum başvuru tasarlanırken dikkat edilmesi gereken stratejik bir unsurdur.

5) Taksit Sayısı ve Süresi

Tebliğ, tecil süresi ve taksit sayısını; borçlunun mali durumu, borç türü ve borçlunun hukuki statüsü gibi kriterlere göre farklılaştırmıştır.

a) İlk Taksit Dönemi

Tüm başvurular için ilk taksitin Eylül 2026 döneminden itibaren ödenmeye başlanacağı öngörülmüştür. Bu tarih; nakit akışı planlaması, banka kredi taksitleri ve diğer yükümlülüklerle uyum açısından mükellefler tarafından dikkate alınmalıdır.

b) "Çok Zor Durum" Kriterine Göre Taksit Sayısı

Faal mükelleflerde, taksit sayısının belirlenmesinde Tebliğ, klasik 6183/48 uygulamalarında da görülen likidite oranı esasını benimsemektedir. Likidite oranı kabaca kısa vadeli varlıkların kısa vadeli borçlara oranı olup, işletmenin kısa vadeli yükümlülüklerini karşılama gücünü ölçmektedir. Buna göre:

  • Likidite oranı 0,50 ve üzeri olan faal mükellefler için azami 36 taksit,
  • Likidite oranı 0,30 – 0,50 arası olan faal mükellefler için azami 48 taksit,
  • Likidite oranı 0,30 ve altı olan faal mükellefler için azami 72 taksit

uygulanabilecektir. "Çok zor durum"un ölçülmesinde likidite oranına ilave olarak, mükellefin sektör özellikleri, borçluluk düzeyi ve diğer mali göstergeler de vergi dairesi tarafından değerlendirilebilecektir; ancak Tebliğ, ana kriter olarak likidite oranını işaret etmektedir.

Bu gruba girmeyen borçlular (örneğin faal olmayan mükellefler, sadece stopaj borcu olan ve likidite oranı hesaplanamayanlar vb.) için genel kural, azami 48 eşit taksit imkânının tanınmasıdır.

c) Borcun Türüne Göre Özel Sınırlama

Tebliğ, bazı vergi türleri için daha kısa vadeli bir taksitlendirme öngörmektedir. Buna göre:

  • Katma Değer Vergisi (KDV),
  • Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV)

ve bunlara bağlı fer’iler açısından azami 12 eşit taksit yapılabilecektir. Bu düzenleme; KDV ve BSMV’nin yapısı itibarıyla nihai tüketici üzerinden alınan ve mükellefin üzerinde nihai yük olarak kalmaması gereken dolaylı vergiler olmasından, ayrıca bütçe gelirleri içindeki ağırlığından kaynaklanmaktadır. Uygulamada; mükellefin KDV ve BSMV borçları azami 12 taksite yayılırken, diğer vergi türlerinden doğan borçları için 36, 48 veya 72 taksit söz konusu olabilecektir.

d) Borçlunun Hukuki Statüsüne Göre Özel Düzenleme

Tebliğ, kamu tüzel kişileri ve bunlara bağlı şirketler için daha geniş bir taksit imkânı getirmiştir. Buna göre;

  • İl özel idareleri,
  • Belediyeler,
  • Yatırım izleme ve koordinasyon başkanlıkları (YİKOB),
  • Bunlara bağlı kamu tüzel kişileri,
  • Sermayesinin yarısından fazlası bu idarelere ait olan şirketler

için Tebliğ kapsamındaki tüm borçlar 72 eşit taksit hâlinde tecil edilebilecektir. Bu düzenleme; yerel yönetimlerin ve kamu şirketlerinin finansman dengesini korumayı ve hizmet sunumunda aksama yaşanmamasını hedeflemektedir.

6) Tecil Faizi Oranı

Seri:B Sıra No:20 sayılı Tebliğ ile, bu kapsamda tecil edilecek borçlara uygulanacak yıllık tecil faizi oranı %29 olarak belirlenmiştir. Tebliğ öncesinde genel tecil uygulamasında kullanılan faiz oranı %39 seviyesindeydi; Tebliğ, bu anlamda 10 puanlık bir faiz indirimi sağlamaktadır.

Faiz hesaplaması, 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesi ve ilgili tecil mevzuatında yer alan genel esaslara göre yapılacak; yani her taksit için, borcun vadesinden taksit ödeme tarihine kadar geçen süreye isabet eden tecil faizi hesaplanacaktır. Vergi daireleri uygulamada, toplam ana para üzerinden ödeme planı oluşturarak, her taksitte ödenecek faiz ve ana para tutarını gösterecektir.

7) Teminat Şartları

Tebliğ, teminat konusunda da görece avantajlı bir yapı öngörmektedir:

  • Toplam tecili talep edilen borç tutarı 10 milyon TL’nin altında ise: Teminat aranmayacaktır.
  • Toplam borç 10 milyon TL’nin üzerinde ise: 10 milyon TL’yi aşan kısmın yarısı kadar teminat istenecektir.

Örneğin, 14 milyon TL’lik bir borç için, aşan kısım 4 milyon TL olup, bunun yarısı olan 2 milyon TL tutarında teminat gösterilmesi gerekecektir. Teminat türleri, 6183 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesindeki genel hükümlere paralel olarak; banka teminat mektubu, menkul kıymetler, gayrimenkul ipoteği, nakit blokaj vb. olabilecektir.

8) Daha Önce Tecil Edilmiş Borçların Durumu

Tebliğin yayımlandığı tarih (16 Haziran 2026) itibarıyla hâlihazırda tecilli ve düzenli ödenmekte olan borçlar için de önemli bir hak tanınmıştır. Buna göre; bu borçların kalan taksitleri için yıllık %29luk tecil faizi oranından yararlanmak mümkündür. Bunun için borçlunun, 31 Ağustos 2026’ya kadar vergi dairesine başvurarak mevcut tecil şartlarının Tebliğ kapsamındaki yeni şartlara dönüştürülmesini talep etmesi gerekmektedir.

Böyle bir dönüşüm talebinde, tecilin ihlal edilmemiş olması (taksitlerde ciddi gecikme, bozma vb. olmaması) ve diğer şartların sağlanması önemlidir. Vergi dairesi, kalan taksitler için yeni ödeme planını Tebliğdeki hükümler çerçevesinde (taksit sayısı, faiz oranı, teminat vb.) yeniden oluşturacaktır.

9) Değerlendirme Aşamasındaki Tecil Talepleri

Tebliğin yayımlandığı tarihte, 6183/48 kapsamında yapılmış olup henüz vergi dairesince sonuçlandırılmamış (yani kabul/red kararı verilmemiş) tecil talepleri için de geçiş hükümleri öngörülmüştür:

  • Borçlu, Tebliğ kapsamından yararlanmak isterse, ayrıca başvuru yaparak yeni Tebliğ hükümlerinin uygulanmasını talep edebilir. Bu durumda başvuru, Seri:B Sıra No:20 çerçevesinde değerlendirilecektir.
  • Herhangi bir başvuru yapılmazsa, mevcut tecil talebi genel hükümler kapsamında sonuçlandırılacak ve uygun görülmesi hâlinde tecilde %39 oranındaki genel tecil faizi uygulanmaya devam edecektir.

Dolayısıyla mali müşavirler, bekleyen tecil dosyaları için mükelleflerine mutlaka bu yeni imkânı hatırlatmalı ve daha düşük faiz avantajının mı, yoksa mevcut başvurunun farklı yönlerden (taksit sayısı, teminat şartı vb.) daha lehe olup olmadığının analizini yapmalıdır.

10) Tecil İhlali ve Taksitlerin Ödenmemesi

6183 sayılı Kanun ve Tahsilat Genel Tebliğleri çerçevesinde genel ilke, süresinde ödenmeyen taksitlerin tecil ihlali sonucunu doğurmasıdır. Seri:B Sıra No:20 ile, mükellef lehine belirli bir tolerans tanınmıştır. Buna göre:

  • Bir takvim yılı içerisinde en fazla iki taksitin süresinde ödenmemesi, tecilin tamamen bozulmasını gerektirmeyebilir.
  • Ancak geciken bu taksitlerin, takip eden taksit ödeme süresi içinde (yani bir sonraki taksitin vade tarihine kadar) ödenmesi gerekir.

Aksi hâlde, tecil bozularak kalan borcun tamamı muaccel hâle gelir, tecil faizi yerine gecikme zammı ve takip hükümleri devreye girer. Bu nedenle, taksit ödeme takvimi titizlikle takip edilmeli, gecikme yaşanacaksa dahi tolerans sınırları aşılmadan ödeme yapılması sağlanmalıdır.

Tahsilat Genel Tebliği (Seri:B Sıra No:20)

Uygulamada Nasıl İşleniyor?

Tebliğin sahadaki uygulaması, başvuru–değerlendirme–taksitlendirme–tahsil ve muhasebeleştirme gibi çok aşamalı bir süreç içerir. Mali müşavirler ve şirket finans ekipleri açısından bu sürecin sistematik şekilde yürütülmesi önemlidir.

1) Ön Hazırlık ve Borç Dökümü

İlk adım, mükellefin Tebliğ kapsamına giren borçlarının ayrıntılı bir dökümünün çıkarılmasıdır. Bunun için:

  • İnteraktif Vergi Dairesi/Dijital Vergi Dairesi ekranlarından borç listelerinin alınması,
  • Borçların tür bazında (KDV, BSMV, gelir vergisi, kurumlar vergisi, stopaj, MTV vb.) ayrıştırılması,
  • ÖTV ve 2026 yılına ilişkin geçici vergiler ile bunlara bağlı fer’ilerin kapsam dışında bırakılması,
  • Vadesi 5 Haziran 2026 (dâhil) tarihine kadar olan ve 16 Haziran 2026’ya kadar ödenmemiş borçların tespiti

gerekmektedir.

2) Likidite Oranı Hesabı ve Taksit Stratejisi

Faal mükelleflerde, vergi dairesi yapılacak değerlendirmede likidite oranını dikkate alacaktır. Bu nedenle mali müşavir, son bilançoya göre:

Likidite Oranı = (Hazır Değerler + Menkul Kıymetler + Kısa Vadeli Ticari Alacaklar) / Kısa Vadeli Yükümlülükler

şeklinde hesaplama yapmalı ve hangi dilime (0,30 altı; 0,30–0,50; 0,50 üzeri) girdiğini tespit etmelidir. Buna göre, 36–48–72 taksit seçeneklerinden hangisinin fiilen mümkün olabileceği ve hangisinin tercih edileceği kararlaştırılmalıdır.

3) Başvuru Süreci

Başvuru; vergi dairesinin belirlediği formatta bir tecil ve taksitlendirme dilekçesiyle yapılır. Dilekçede:

  • Tecili talep edilen borçların tür ve tutarları,
  • Talep edilen taksit sayısı,
  • Likidite oranı ve çok zor durum beyanı (gerekçeleriyle),
  • Teminat gerekip gerekmediği ve varsa teminat türü,
  • Mevcut tecilli borçların yeni sisteme geçirilmesi talebi (varsa)

yer almalıdır. Elektronik başvurularda sistem, birçok bilgiyi otomatik çekmekle birlikte, özellikle talep edilen taksit sayısı ve tecil süresi konusunda kullanıcı girişine ihtiyaç duyulabilmektedir.

4) Vergi Dairesi Değerlendirmesi

Vergi dairesi; mükellefin mali durumunu, likidite oranını, geçmiş ödeme performansını ve teminat durumunu değerlendirerek tecil talebini kabul veya reddedebilir. Kabul hâlinde;

  • Taksit sayısı ve ödeme planı netleştirilir,
  • %29 yıllık tecil faizi üzerinden hesaplanmış taksit tutarları belirlenir,
  • Teminat istenmesi gerekiyorsa teminatın tesis edilmesi için süre verilir,
  • Tecilin kabul edildiğine dair tebliğ mükellefe elektronik ortamda veya yazılı olarak bildirilir.

5) Muhasebe Kayıtları

Tecil ve taksitlendirme, borcun hukuki niteliğini değiştirmez; sadece ödeme zamanını erteler ve borç üzerine tecil faizi uygulanır. Muhasebe açısından başlıca kayıtlar şu şekilde özetlenebilir:

  • Mevcut vergi borçları halihazırda 360 Ödenecek Vergi ve Fonlar veya ilgili kısa vadeli borç hesaplarında izlenmektedir.
  • Tecil, borcun vadesini uzattığı için, taksitlerin bir yıldan daha uzun süreye yayılması durumunda, uzun vadeye isabet eden kısım için 440 Diğer Uzun Vadeli Borçlar veya uygun bir hesap kullanılabilir (şirket muhasebe politikası ve TMS/TFRS uygulamalarına göre).
  • Tecil faizi, ilgili dönemlerde 780 Finansman Giderleri veya 660 Kısa Vadeli Borçlanma Giderleri benzeri hesaplarda giderleştirilir. Vergi mevzuatı bakımından, ödenen tecil faizinin gider yazılabilirliği ayrıca Kurumlar Vergisi Kanunu çerçevesinde değerlendirilmelidir.
  • Her taksit ödendiğinde; ilgili vergi borcu hesabı ile birlikte tahakkuk eden tecil faizi hesabı kapatılarak banka (102) hesabı alacaklandırılır.

Örnek Senaryo

Aşağıdaki örnek, Tebliğ hükümlerinin bir sermaye şirketi üzerinde nasıl uygulanabileceğini rakamsal olarak göstermektedir.

Örnek Durum:

(A) A.Ş., faal bir mükelleftir. 5 Haziran 2026 itibarıyla vadesi geçmiş ve 16 Haziran 2026’ya kadar ödenmemiş borçları aşağıdaki gibidir:

  • 2025 Kurumlar Vergisi: 3.000.000 TL
  • 2025 Gelir Stopaj Vergisi (Muhtasar): 1.200.000 TL
  • KDV Borçları (çeşitli dönemler): 2.400.000 TL
  • MTV ve diğer vergi borçları: 400.000 TL

Toplam vergi borcu: 7.000.000 TL

Şirketin son bilançosuna göre likidite oranı 0,28’dir. Şirket tecil talebinde bulunmak istemektedir. ÖTV borcu bulunmamaktadır.

Adım 1 – Kapsam Analizi

Tüm borçların vadesi 5 Haziran 2026 öncesi olup, 16 Haziran 2026’ya kadar ödenmemiş olduğundan Tebliğ kapsamındadır. ÖTV veya 2026 yılına ait geçici vergi söz konusu değildir, dolayısıyla kapsam dışı borç bulunmamaktadır.

Adım 2 – Likidite Oranına Göre Taksit Sayısı

Likidite oranı 0,28 olduğu için şirket "çok zor durumda" kabul edilen en düşük dilimdedir ve Tebliğe göre azami 72 taksit imkânından yararlanabilir. Ancak KDV borçları için azami 12 taksit sınırlaması bulunmaktadır.

Adım 3 – Borçların Tür Bazında Ayrıştırılması

Borç TürüTutar (TL)Azami Taksit
2025 Kurumlar Vergisi3.000.00072
Gelir Stopaj (Muhtasar)1.200.00072
KDV Borçları2.400.00012
MTV ve Diğer400.00072
Toplam7.000.000

Adım 4 – Taksit Yapısının Planlanması

Şirket, nakit akışı gereği KDV borçlarını da 12 taksite, diğer borçlarını ise 72 taksite yaymak istemektedir. Bu durumda vergi dairesi, ödeme planını iki farklı grup üzerinden oluşturabilir:

  • Grup 1 (KDV için): 2.400.000 TL, 12 eşit taksit
  • Grup 2 (diğer borçlar): 4.600.000 TL (3.000.000 + 1.200.000 + 400.000), 72 eşit taksit

Toplam ana para değişmez; faiz, her grup için uygulanacak ödeme süresine göre %29 yıllık oran üzerinden hesaplanır.

Adım 5 – Basitleştirilmiş Faiz Hesabı

Örneği basit tutmak için, lineer bir yaklaşım kullanarak yaklaşık hesap yapalım (uygulamada vergi dairesi her taksit vadesine göre gün hesabıyla faiz hesaplar):

  • KDV borçları için ortalama vade 6 ay,
  • 72 aylık planda ortalama vade 36 ay kabul edilsin.

a) KDV Borçları (2.400.000 TL – 12 Taksit)

Yıllık faiz oranı: %29 → Aylık yaklaşık faiz oranı: 29 / 12 ≈ %2,4167
Ortalama 6 ay için basitleştirilmiş faiz: 2,4167 × 6 ≈ %14,5

Tahmini toplam faiz: 2.400.000 × 0,145 ≈ 348.000 TL
Toplam geri ödeme: 2.748.000 TL
12 eşit taksit: 2.748.000 / 12 ≈ 229.000 TL (her taksitte faiz ve anapara kompozisyonu farklı olacaktır, bu sadece yaklaşık değerdir).

b) Diğer Borçlar (4.600.000 TL – 72 Taksit)

Yıllık faiz oranı: %29 → Aylık yaklaşık faiz oranı: 29 / 12 ≈ %2,4167
Ortalama 36 ay için basitleştirilmiş faiz: 2,4167 × 36 ≈ %87

Tahmini toplam faiz: 4.600.000 × 0,87 ≈ 4.002.000 TL
Toplam geri ödeme: 8.602.000 TL
72 eşit taksit: 8.602.000 / 72 ≈ 119.500 TL civarında olacaktır.

Adım 6 – Teminat Durumu

Toplam borç 7.000.000 TL olup, Tebliğe göre 10 milyon TL’nin altında kaldığı için teminat aranmamaktadır. Şirket, herhangi bir ipotek, banka teminat mektubu vb. göstermeden tecil imkânından yararlanabilecektir.

Adım 7 – Muhasebe Kayıt Örneği

İlk taksit ödemesinde (örneğin Eylül 2026):

Varsayım: İlk taksitte KDV grubu için 229.000 TL, diğer borçlar için 119.500 TL; toplam 348.500 TL ödeme yapılmış olsun. Bunun 250.000 TL’si anapara, 98.500 TL’si faiz olsun (gerçek hesaplamada vergi dairesi detay verecektir).

Kayıt:

Ödeme sırasında:

360 Ödenecek Vergi ve Fonlar / 440 Diğer Uzun Vadeli Borçlar …… 250.000
780 Finansman Giderleri (Tecil Faizi) ………………………………………… 98.500
102 Bankalar ……………………………………………………………………… 348.500

Dikkat Edilmesi Gereken Kritik Noktalar

Tebliğ kapsamındaki uygulamada mali müşavirlerin ve mükelleflerin özellikle üzerinde durması gereken en az beş kritik nokta bulunmaktadır:

  • 1) Başvuru Süresi (31 Ağustos 2026) Mutlaktır
    Başvuruların 31 Ağustos 2026 (dâhil) tarihine kadar yapılmamış olması hâlinde Tebliğ kapsamındaki düşük faizli ve uzun vadeli tecil imkânından yararlanılamayacaktır. Bu tarih, genel bir uzatma veya ek süre öngörülmedikçe, kesin bir son tarih olarak değerlendirilmelidir. Özellikle bilanço dönemi yoğunluğunda bu tarihin gözden kaçırılmaması için iç takvim ve hatırlatma sistemleri oluşturulmalıdır.
  • 2) Her Vergi Dairesi İçin Ayrı Başvuru Zorunluluğu
    Mükellefin birden fazla vergi dairesine borcu varsa, tek bir başvuru ile tüm borçlar kapsama alınamaz. Her vergi dairesi için ayrı başvuru yapılması gerekmektedir. Bu nedenle borçlu şirketler, tüm vergi dairelerinden borç yazısı almalı ve başvuruları buna göre organize etmelidir. Aksi hâlde bazı borçlar Tebliğ dışında kalabilir.
  • 3) Kısmi Borç Seçimi Yapılamaz
    Tecili talep edilen vergi dairesi bazında, tüm borçların tecile konu edilmesi gerekmektedir. Mükellef, aynı vergi dairesindeki borçlarından sadece belirli kalemleri seçerek Tebliğ kapsamına alamaz. Bu, özellikle ihtilaflı veya dava konusu borçlar ile ihtilafsız borçların bir arada bulunduğu durumlarda stratejik planlama gerektirir. Dava konusu borçlar için ayrıca 6183/48 kapsamında teminat karşılığı tecil gibi imkânlar ile bu Tebliğden doğan imkânın birlikte değerlendirilmesi gerekebilir.
  • 4) KDV ve BSMV İçin 12 Taksit Sınırı
    KDV ve BSMV borçları için azami 12 taksit sınırı uygulamada en çok gözden kaçan konulardan biridir. Şirketler çoğu zaman nakit akışını 72 aya yayılacak şekilde planlarken, KDV borçları için daha kısa vadeli taksit ödemeleriyle karşılaşmaktadır. Bu nedenle segment bazlı (KDV dışı vergi, KDV ve BSMV, idari para cezaları vb.) ödeme planı hazırlanmalı ve yönetim bu farklı vadeleri bilmelidir.
  • 5) Tecil İhlali Riskinin Yönetimi
    Bir takvim yılında en fazla iki taksitin süresinde ödenmemesine tolerans tanınsa da, bu taksitlerin takip eden taksit süresi içinde ödenmesi şarttır. Özellikle uzun vadeli (72 ay) planlarda ekonomik koşullar, sektör dalgalanmaları ve kur/faiz riskleri dikkate alındığında, taksitlerin aksaması sık karşılaşılan bir durum olabilir. Bu nedenle:
  • Taksitler için ayrı bir bütçe kalemi ayrılmalı,
  • Banka otomatik ödeme talimatları veya erken uyarı sistemleri kurulmalı,
  • Nakit sıkışıklığı öngörülüyorsa önceden vergi dairesi ile görüşülerek alternatif planlar değerlendirilmelidir.

Mali Müşavirler İçin Yapılması Gerekenler

Mali müşavirler ve bağımsız muhasebe meslek mensupları açısından Tebliğin yürürlüğe girmesi, hem mevcut mükellef portföyü hem de yeni danışmanlık fırsatları bakımından önemli görevler doğurmaktadır.

  • 1) Mükellef Bazlı Etki Analizi Yapmak
    Her mükellef için; Tebliğ kapsamına giren borçların tür, tutar ve vade analizini yapmak, ÖTV ve 2026 geçici vergi borçlarını kapsam dışı bırakmak, dava ve ihtilaf durumlarını tespit etmek gerekir. Bu analiz, tecilin gerçekten avantajlı olup olmadığının değerlendirilmesine temel oluşturacaktır.
  • 2) Likidite Oranı ve "Çok Zor Durum" Raporu Hazırlamak
    Faal mükellefler için likidite oranının hesaplanması ve gerekirse nakit akış projeksiyonları, finansal rasyolar ve sektör karşılaştırmalarını içeren kısa bir "çok zor durum" raporu hazırlanması, vergi dairesinin ikna edilmesi açısından önemlidir. Bu rapor, tecil talebi dilekçesine eklenebilir.
  • 3) Mevcut Tecilli Borçların Gözden Geçirilmesi
    Tebliğin yayımlandığı tarihte halihazırda tecilli ve düzenli ödenen borçlar için %29 faiz avantajı değerlendirilmeli; her dosya özelinde yeni tecil şartlarının eskiye göre daha lehe olup olmadığı analiz edilmelidir. Bazı durumlarda, mevcut tecilde daha az sayıda taksit kalmışsa, faiz avantajı sınırlı olabilir; bu durumlarda değişiklik yapmamak daha rasyonel olabilir.
  • 4) Başvuru Süreçlerinin Takibi ve Dokümantasyonu
    Her vergi dairesi için ayrı başvurular hazırlanmalı, elektronik başvuruların sistem kayıtları ve "alındı" belgeleri saklanmalı; posta yoluyla yapılan başvurularda taahhütlü/iadeli taahhütlü gönderi tercih edilmeli ve gönderi takip bilgileri dosyalanmalıdır. Son başvuru tarihine kadar yapılan tüm başvurular için, mükellefe yazılı bilgilendirme yapılması iyi bir mesleki uygulamadır.
  • 5) Muhasebe ve Raporlamanın Uyumlaştırılması
    Tecil edilen borçların muhasebe kayıtları, vergi dairesi ödeme planı ile birebir uyumlu olacak şekilde güncellenmeli; kısa ve uzun vadeli borç sınıflandırmaları gözden geçirilmeli; finansal tabloların dipnotlarında, önemli tutarlardaki tecilli borçlara ilişkin bilgiler (tutar, vade, faiz oranı, teminat) açıklanmalıdır. Bu yaklaşım, hem bağımsız denetim sürecinde hem de kredi veren finansal kuruluşlarla ilişkilerde şeffaflık açısından önemlidir.

Sık Sorulan Sorular

Soru 1: ÖTV borçlarım için bu Tebliğden yararlanabilir miyim?

Cevap: Hayır. Tebliğ, Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) borçlarını açıkça kapsam dışında bırakmaktadır. ÖTV borçlarınız için genel 6183/48 hükümleri çerçevesinde tecil talebinde bulunabilirsiniz; ancak Seri:B Sıra No:20’nin sağladığı %29 faiz ve özel taksit imkânlarından yararlanamazsınız.

Soru 2: 2026 yılına ait geçici vergi borçlarım var, bunlar için tecil yapılabilir mi?

Cevap: 2026 yılı gelir ve kurumlar vergisine mahsup edilecek geçici vergi borçları Tebliğ kapsamında değildir. Bu nedenle, bu borçlar için Seri:B Sıra No:20’ye dayanarak düşük faizli tecil talep edilemez. Ancak genel mevzuat çerçevesinde, uygun şartlar varsa, farklı bir tecil imkânı değerlendirilebilir.

Soru 3: Tecil süresince yeni doğan borçlarımı da bu Tebliğe göre taksitlendirebilir miyim?

Cevap: Hayır. Tebliğ yalnızca 5 Haziran 2026 (dâhil) itibarıyla vadesi gelmiş ve Tebliğin yayımlandığı tarihe kadar ödenmemiş borçları kapsamaktadır. Tecil süresi devam ederken cari dönemlerde doğan ve vadesi gelen yeni borçlar (örneğin yeni KDV, muhtasar, geçici vergi beyannameleri) için bu Tebliğden otomatik bir hak doğmaz. Bu borçların zamanında ödenmesi, aksi hâlde tecilin ihlali ihtimalini doğurabileceği için ayrıca önemlidir.

Soru 4: Tecil faizi %29, gecikme zammı ise daha yüksek. Mevcut gecikmiş borçlarım için tecil mi daha avantajlı?

Cevap: Genel olarak evet. Zira gecikme zammı oranı, son dönemde genel tecil faizinden dahi yüksek seviyelere çıkabilmektedir. Tecil kararı alındığında; gecikmiş borçlar, tecil tarihinden itibaren gecikme zammı yerine tecil faizi üzerinden yürütülür. Seri:B Sıra No:20 ile tecil faizi %29 olarak belirlendiği için, gecikme zammı oranıyla karşılaştırıldığında çoğu durumda toplam maliyet düşecektir. Ancak uzun vadeli (72 ay) tecillerde faizin toplam tutarı yüksek olabilir; bu nedenle nakit gücü olan mükellefler için daha kısa taksit seçenekleri veya kısmi peşin ödeme kombinasyonları da değerlendirilmelidir.

Soru 5: Tecil talebim vergi dairesince reddedilebilir mi, reddedilirse ne yapabilirim?

Cevap: Tecil, 6183/48 uyarınca idarenin takdirine bağlı bir imkândır; Tebliğ şartlarının sağlanması, vergi dairesinin talebi mutlaka kabul edeceği anlamına gelmez. Vergi dairesi, mali durumu yeterli bulmayabilir, teminatı yetersiz görebilir veya taksit sayısını fazla bulabilir. Red hâlinde, tecil talebinizin gerekçeleri yazılı olarak istenebilir; yeni ve daha güçlü teminatlarla veya daha makul bir taksit sayısıyla yeniden başvurulabilir. Ayrıca, idari işlem niteliğindeki ret kararına karşı genel idari yargı yolları da teorik olarak açıktır; ancak bu süreç, uygulamada zaman ve maliyet gerektirdiği için dikkatle değerlendirilmelidir.

Sonuç ve Değerlendirme

Tahsilat Genel Tebliği (Seri:B Sıra No:20), vergi dairelerince takip edilen belirli amme alacakları için geçici bir ödeme kolaylığı getirerek, borçlu mükelleflerle kamu idaresi arasındaki dengeyi gözeten önemli bir araç olarak karşımıza çıkmaktadır. Yıllık %29 tecil faizi oranı, önceki genel tecil faizine göre 10 puanlık bir indirim sağlayarak özellikle uzun vadeli (36–48–72 ay) ödeme planlarında ciddi bir finansman avantajı yaratmaktadır.

Düzenleme; kapsam dışı bırakılan ÖTV ve geçici vergi borçları, KDV ve BSMV için 12 taksit sınırı, teminat eşiği (10 milyon TL) ve "çok zor durum" kriterine dayalı likidite oranı gibi teknik ayrıntılar içerdiği için, uygulamada mali müşavir desteğini neredeyse zorunlu hâle getirmektedir. Özellikle birden fazla vergi dairesine borcu bulunan, hâlihazırda tecilli borç taşıyan veya nakit akışı kırılgan şirketlerde, Tebliğin akıllıca kullanımı, hem borç yükümlülüklerinin sürdürülebilirliğini hem de faaliyetlerin devamlılığını temin edebilecek bir stratejik enstrüman niteliğindedir.

Mali müşavirlerin; mükellef bazlı analizler yaparak, her bir borçlunun bu Tebliğden nasıl ve ne ölçüde yararlanabileceğini, hangi taksit yapılandırmasının en rasyonel seçenek olduğunu ve tecil ihlali riskinin nasıl minimize edilebileceğini ortaya koyan somut öneriler geliştirmesi, mesleki katma değeri önemli ölçüde artıracaktır.

Yasal Dayanaklar

Tebliğin hukuki zeminini oluşturan başlıca mevzuat ve düzenlemeler aşağıdaki gibidir:

  • 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun
    Özellikle madde 48 (Tecil ve taksitlendirme), tecil faizinin belirlenmesi ve teminat hükümleri açısından temel dayanak niteliğindedir.
  • Tahsilat Genel Tebliği (Seri:B Sıra No:20)
    16 Haziran 2026 tarihli ve 33282 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış olup, vergi dairelerince takip edilen belirli kamu alacaklarının düşük faizli ve taksitli şekilde ödenmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemektedir.
  • Tahsilat Genel Tebliğleri (Seri:B Sıra No:18 ve 19)
    İdari para cezaları, COVID-19 tedbirlerine aykırılık nedeniyle kesilen idari para cezalarının iadesi gibi konularda usul ve esasları belirleyen, B serisi Tebliğler silsilesinin önceki halkalarını oluşturmaktadır. Seri:B Sıra No:20, bu silsile içinde vergi dairesi alacaklarının tecili boyutuna odaklanan yeni bir halkadır.
  • Gelir İdaresi Başkanlığı Duyuruları
    GİB’in resmî internet sitesinde yer alan "Tahsilat Genel Tebliği (Seri:B Sıra No:20) Resmi Gazete’de yayımlandı" başlıklı duyuru ve ek teknik açıklamalar, Tebliğin uygulanmasına ilişkin güncel bilgilere ulaşılması açısından önemlidir.

Yorumlar (0)

Yorum yapmak icin giris yapin.
Bu makaleye henuz yorum yapilmamis. Ilk yorumu siz yapin!
Akış Mevzuat
Sinav Giriş